Gazete insan

20 Eylül 2017 Çarşamba

Erdoğan, ABD’de de gazeteciyle kavga etti!



Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı
Erdoğan, ABD’de de gazeteciyle kavga etti!

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sorusunu beğenmediği ABD’li gazeteciye, “Öncelikle siz teröriste neden terörist demiyorsunuz, bunu merak ediyorum. Önce teröriste terörist deyin” dedi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler (BM) 72. Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere ABD'nin New York kentinde bulunan Erdoğan, PBS kanalında yayınlanan "News Hour" programına katıldı.

Program yapımcısı Judy Woodruff'un sorularını yanıtlayan Erdoğan, Woodruff'un 15 Temmuz Darbe Girişimi'ne ilişkin bir sorusuna çıkıştı. Erdoğan şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle siz teröriste neden terörist demiyorsunuz, bunu merak ediyorum. Önce teröriste terörist deyin. İkinci olarak, ülkemizde hükümeti devirmeye yönelik süreçlerin içerisinde yer alan birçok birey, hukuk çerçevesi içerisinde yargılanıyor çünkü bu kişiler emniyetin, ordunun içine sızmışlardı. Ordunun üniformasını giyiyorlardı ancak zihinlerinde kendi terörist ajandaları vardı. Polise ve bakanlıklara sızmışlardı. Bunların arasında pek çok üst düzeye gelmiş isim vardı. Tüm bu kişiler yargının elindedir ve kararı yargı verecektir.”

Erdoğan: Trump benden özür diledi... Beyaz Saray: Doğru değil yalan söylüyor




Erdoğan: Trump benden özür diledi... Beyaz Saray: Doğru değil yalan söylüyor

PBS televizyonunda NewsHour programında yayınlanan röportajında Erdoğan, korumalarına yönelik suçlamalardan dolayı Trump’ın kendisine üzüntüsünü bildirdiğini iddia etti. Axios haber sitesinden Dave Lawler’a açıklama yapan bir Beyaz Saray kaynağı ise, “Yorumlar doğru değil, Başkan özür dilemedi” dedi.
Birleşmiş Milletler Genel Kurul Toplantısı için ABD’de bulunan Tayyip Erdoğan’ın Trump’la temasları ABD basınında yakından izleniyor. Dün New York merkezli PBS televizyonunda NewsHour programında yayınlanan röportajında Erdoğan, korumalarına yönelik suçlamalardan dolayı Trump’ın kendisine üzüntüsünü bildirdiğini iddia etti.
PBS NewsHour'daki o haber:

PBS kayıtlarına göre programcı Judy Woodruff’ın “Siz bu suçlamalara katılmıyorsunuz. ABD yargı sisteminin çürümüş olduğunu da söylediniz. Bu da çok temel bir görüş ayrılığı. Başkan Trump’la nasıl anlaşabileceksiniz, o gün olanlarla ilgili bu kadar temel bir görüş ayrılığı varken Başkan Trump’la nasıl iş yapacaksınız?” sorusuna Erdoğan şöyle yanıt verdi:

“Aslında Başkan Trump bir hafta önce bu konuyla ilgili beni aradı. Üzgün olduğunu belirtti, ABD’ye geldiğimizde resmi ziyaret kapsamında olayı takip edeceğini söyledi.”
Beyaz Saray yetkilisi:Yorumlar doğru değil, Başkan özür dilemedi

Bu açıklama ABD basınında Trump’ın Erdoğan’dan özür mü dilediği sorularına neden olurken Erdoğan’ın iddiasıyla ilgili Axios haber sitesinden Dave Lawler’a açıklama yapan bir Beyaz Saray kaynağı ise, “Yorumlar doğru değil, Başkan özür dilemedi” dedi.

TEOG'un perde arkasında ne var?



TEOG'un perde arkasında ne var?

TEOG'un perde arkasında ne var?
"Erdoğan'ın torunu TEOG çağına geldi herhalde" mizahı yapacak boyutun çok ötesinde...
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan talimat verdi, temel eğitimden ortaöğretime geçiş, bilinen ismiyle TEOG kaldırıldı. Üstelik hiçbir yetkilinin fikri alınmadan, hiçbir fizibilite yapılmadan, yerine ne konacağı açıklanmadan, kahvede okey oynayan her vatandaşın durumu yorumlayacağı şekliyle, "bizim zamanımızda TEOG mu vardı” seviyesinde yalnızca bir talimat ile kaldırıldı.

Ancak 28 yıllık hayatının 15 senesini, Recep Tayyip Erdoğan'ın hal ve tavırlarını, vereceği yanıtları ya da gündem değiştirmelerini yorumlamakla geçirmiş bir genç olarak, tabi ki Recep Tayyip Erdoğan'ın bir sabah uyanıp, güne neden TEOG'la kavgalı başlamaya karar verdiğini sorgulamak boynumun borcu.

Bu noktada karşımıza Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2015-2019 yıllarını kapsayan beş yıllık strateji planı çıkıyor. Plan içerisinde bizzat Bilal Erdoğan tarafından eklenen öğeler barındırıyor. Plana göre İmam Hatip okullarının sayısı arttırılacak, İmam Hatip okullarının tercih eden öğrenci sayısı bir milyonu bulacaktı. 2015 yılında uygulanmaya başlayan stratejik planın ilk aşaması gerçekleştirildi, yani İmam Hatip okullarının sayısı arttırıldı. Üstelik bunu yalnızca yeni okullar açarak yapmadılar. İlçelerin göbeğinde, en kalabalık öğrenci nüfusuna sahip okulların imam hatip okullarına dönüştürülmesi için diretilmesi tesadüf değildi. Zira birazdan değineceğimiz gibi, TEOG sisteminin kalkmasıyla ikamete göre yerleştirme yapılacağı duyuruldu. Yani bu planın gerçekleşmesi için yalnızca imam hatip okullarının sayısı yetmezdi, insanlar bir şekilde bu okullara mecbur bırakılmalıydı. Tüm bu çabalara rağmen, beklenilen olmadı. İmam hatip okullarının kontenjanları doldurulamadı. Cumhurbaşkanının oğlu sıfatıyla ülkenin eğitim sistemi hakkında söz sahibi olabilen Bilal Erdoğan'ın bir milyon imam hatipli hedefi tutmuyordu. İstanbul'da imam hatiplerin altıda biri, Ankara'da dörtte biri, İzmir de ise yarısı boş kalmıştı. İlgiyi arttırmak için bir hamle daha yapıldı. TEOG'dan 480 ve üzeri puan alıp imam hatip okullarını tercih eden öğrencilere öğrenim hayatları boyunca burs verilecekti.

Cumhurbaşkanının oğlu sıfatı ile Milli Eğitim Bakanlığı'nı yönetmek, ülkedeki eğitim sistemine yön vermek yeterli gelmiş olmayacak ki; bu süreçte Bilal Erdoğan'a ait olan TÜRGEV ile MEB bir protokol imzaladı. Bilal Erdoğan, Diyarbakır'da imam hatip okulları müdürlerini bir araya toplayarak talimatlar verdi, bölgedeki imam hatipler ile ilgili özel bir çalışma içerisinde olduklarını bildirdi. Toplantıya AKP İl başkanı da katıldı. Yani Milli Eğitim Bakanlığı'nda hiçbir resmi görevi olmayan kişiler okul müdürlerini toplayarak imam hatipler ile ilgili özel çalışmaları olduğunu, yanlarında AKP İl başkanı ile birlikte beyan ederek, aslında yeni bir sürecin başladığını ilan ediyorlardı.
Yani Tayyip Erdoğan bir sabah uyanıp bugün TEOG'u kaldırıp, birkaç yavru sevindireyim dememişti. Aslında Binali Yıldırım, çocukların sınav kaygısı nedeniyle uykularının kaçmasını hiç mi hiç umursamıyordu. Konu, "Erdoğan'ın torunu TEOG çağına geldi herhalde" mizahı yapacak boyutun çok çok ötesindeydi.

TEOG GİDİYOR, YERİNE NE GELİYOR?

YGS'de şifreleme yapılması, şifrelerin o dönem AKP'ye yakınlığı ile bilinen cemaat dersanelerinde öğrencilere verilmesi, sonucunda yüz binlerce kişinin hak etmeden üniversitelere yerleştirilmesi, KPSS’de tam puan alan 350 adaydan 70 tanesinin karı koca çıkması, polis koleji sorularının yıllarca cemaate servis edilmesi... Öncelikle, iktidarları dönemine en çok sınav skandalı sığdırmış bir iktidardan bahsettiğimizi hatırlatalım. Tüm bu güvensiz ortamda bile, en azından bir sınav olması, hiç sınav olmamasından iyidir. Ayrıca TEOG sisteminin, tek bir sınavdan oluşmaması, bir yıla yayılmış olması, okul sınavlarının ortalamasının TEOG puanını etkilemesi ile tek başına yüzde yüz etkili olmaması, var olan sistemin kötünün iyisi olduğunu gösteriyor. Şunu da atlamamak gerekir ki; son iki yıldır TEOG sınavının niteliği bilinçli olarak düşürülmekte, sınavın bilgi ölçme özelliğinin içi boşaltılmaktaydı. Son yapılan TEOG sınavında 15 bin birinci çıkması/çıkarılması bu sistem değişikliğinin kılıfını hazırlama hamlesi olarak okunabilir. Sınavın niteliğinin düşürülmesi, PISA raporlarında sonuncu sırada yer alan Türkiye'nin başarı puanını zoraki bir biçimde yükseltmeye yönelik bir hamle gibi gözükse de, uzun vadede TEOG'u ortadan kaldırarak imam hatiplerin önünü açma amacı taşıdığı net olarak karşımıza çıkıyor.
Peki istenilen olduğuna, TEOG kaldırıldığına göre bunun ne gibi bir etkisi olacak?
Boş kalan imam hatipler bu kez dolacak mı? Yüksek ihtimal evet. Ya da soruyu şöyle soralım, bir çocuğun imam hatip okuluna gitmesi ya da okula açıktan devam etmesi arasında seçim yapmamız istenecek. Kendi fikrimi sorarsanız böyle bir tercih yapmak durumunda kalsam, çocuğumu okula yollamamayı tercih ederdim. Abarttığımı düşünüyor olabilirsiniz. Şöyle açıklayayım, çocuğunuz, merkezi bir sınav olmadığı için ülkede az sayıda kalan Fen ve Anadolu Liselerinin kendi açtığı sınavlardan birkaçına girip şansını denedi. Ancak kazanamadı. Geriye imam hatip lisesi ya da açık lise seçenekleri kaldı. Semtinizde kalan tek düz lise olan yüzyıllık okul çoktan imam hatip lisesine çevrilmişti zaten, ikamet adresine göre yerleştirme yapılırsa çocuğunuzun bu imam hatip lisesinden başka şansı yok. Yok ben istemem diyorsanız, maddi durumunuz özel okulu karşılamaya da yetmiyorsa, açık lise seçeneği sizi bekliyor.

TUNCELİ’DEKİ MAHİRLER NE OLACAK

Verilen örnek şehrin göbeğinde yaşayan bir aile için geçerliydi. Gelelim Tunceli'nin Yemişdere köyünden çıkan TEOG birincisi Mahir gibilere... Mahir TEOG birincisi olduktan sonra kendisini davet edip gezdiren okullar arasından en çok Robert Koleji beğenmiş, orada karar kılmıştı. TEOG gibi merkezi bir sınavın olmadığı durumda, Mahir gibi çocukların bu liselerin bünyesinde açtıkları giriş sınavlarına gidip gelecek maddi durumları yok. Kaldı ki Türkiye'de bir avuç kalan Anadolu liselerinin sınav günleri de elbette birbiriyle çakışacaktır, hayatında belki de ilk kez kendisine seçme şansı verilen Mahir'in elinden bu hakkı alınacak. İkamete göre yerleştirme, en yakın ortaokula gitmek için 5 km yol kat eden bu çocuklar için de pek iyi bir fikir gibi görünmüyor. Onlar için de geriye iki seçenek kalıyor. Bilal Erdoğan'ın üzerinde özel planları olduğu imam hatip okulları ve açık lise. Köyde çobanlık yapan bir çocuğa dahi Türkiye'nin en iyi liselerine girmenin kapısını açan merkezi sınav sistemi kaldırılıp, o çocukları imam hatiplere mahkum etmek kendi kendinin bacağına sıkmaktır. Ülke insanının niteliksizleşmesinden beslenen, okuyan insandan korkanlar, yarattıkları cehaletin bir gün kendilerini de yutacağını unutmasınlar.
Yazımda, Galatasaray Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi gibi ülkenin köklü Anadolu Liseleri'nde yapılan tasfiye hareketine, tüm devlet okullarının yönetiminin Eğitim Bir Sen Sendikası üyelerinden seçilmesine ve TEOG kaldırıldığında bu okulların kendi bünyesinde açacakları sınavların da bu adamların insafına bırakılacağına değinmedim bile. Siz zaten oralarda dönecek dolapları tahmin edersiniz.
Dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz diyerek amacını kendi ağzıyla açıklayan Tayyip Erdoğan'ın Atatürksüz müfredattan, din dersinin saatinin arttırılmasından tatmin olmadığını tahmin ediyor, öğrencileri istediği ölçüde kindarlaştıramadığını anlıyoruz. Bu yeni hamle ile imam hatipleri Türkiye'nin gözbebeği yapma hayalini gerçekleştirmeye yönelik hareket ettiği aşikar.
Mesele TEOG değil, sen hala anlamadın mı?
Kaynak: Ezgi Daryürek Odatv.com



İktidar FETÖ ile nikah mı tazeliyor?





İktidar FETÖ ile nikah mı tazeliyor?

"Kurban Bayramı arifesinde bazı Bakan yardımcılarının yakınlarına yönelik ByLock operasyonu yapıldı. Sonra yukarılardan gelen bir talimatla bu isimler sessiz sedasız serbest bırakıldı."
Cumhurbaşkanı eski danışmanı gazeteci yazar Ahmet Takan, Prof. Dr. Ali Erbaş’ın Diyanet İşleri Başkanlığı’na atanması üzerinden iktidara yüklendi ve FETÖ ile nikah tazelediklerini yazdı.

Ahmet Takan’ın Yeniçağ gazetesindeki köşesinden yazdığı yazı şöyle:
“TEOG sınavları tantanasından yanda kaldı... Diyanet İşleri Başkanlığı'na atanan Prof. Dr. Ali Erbaş'ın FETÖ üyesi olduğuna ilişkin iddialar... Erbaş'ın Abant toplantılarına katıldığından, FETÖ'nün bazı derneklerine ve platformlarına üye olduğuna ilişkin belgeler hâlâ yazılı medyanın sütunlarında dolaşıyor. İktidar kanadının anlı şanlı FETÖ karşıtları lal oldu!.. Mesela, eski Adalet Bakanı yeni Diyanet'ten Sorumlu Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın yaşadığı dil tutulması gibi... Hoş!.. Bozdağ ne desin? Ya, birileri de çıkar onun önüne vakti zamanında Fethullah Gülen'i salya sümük övdüğü konuşmalarının video kayıtlarını önüne koyarsa...

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!.. Hani, "FETÖ ile mücadele" diye bas bas bağırıyorlardı ya!.. İşin suyunun nasıl çıktığı veya çıkarıldığı TBMM'de kurulan 15 Temmuz hain Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'nda görülmüştü. "İnlerine girdik" diyenler bu atamaya nasıl onay vermişti?.. Millî Eğitim Bakanlığı kadar önemli ve teşkilatı o kadar geniş Diyanet İşleri'nin başına, üzerinde "FETÖ'cü" iddiaları bulunan birinin getirilmesi Yenikapı ruhuna uygun mu?.. Saray içi kaynaklardan araştırdım. Adı bende saklı bir kaynak şunları söyledi; "Ali Erbaş'n Diyanet'in başına getirilmesi için İsmailağa Cemaati çok bastırdı. MİT'e soruldu. Olumsuz yanıt gelmedi..."
"Daha neler?" demeye de gerek kalmadı!.. Sağlık Bakanlığı'nda Menzilciler, İçişleri Bakanlığı'nda Süleymancılar, Diyanet İşleri'nde FETÖ'cüler, TSK'da Perinçekçiler... Cemaatlerin son dönem paylaşım listesi uzayıp gidiyor. Yenikapı'nın "birliktelik" ruhu buymuş demek!..
Ha!.. Bir de, Yargıtay Hâkimi Erol Tekmen'in Diyanet İşleri Başkanlığı'na Ali Erbaş'ın getirilmesiyle ilgili haberi twitter hesabından paylaşarak altına "yurtta sulh cihanda sulh" notunu düşmesi var...
FETÖ gerçeklerinin ortaya çıkıp belgelenmesi için canını dişine takarak çalışan, TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyesi, CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray'a bu atama ve olup bitenler hakkında görüşünü sordum. Çıray, YENİÇAĞ'a şunları söyledi;
"Diyanet İşleri Başkanlığı'na atanan şahsın basına kısmen yansıyan geçmişinin daha geniş detayını devletin istihbarat kuruluşlarının bilmemesi düşünülemez. Burada bir zaaf göze çarpıyor. Bu zaaf, acaba devletin istihbarat kaynaklarında mı yoksa devleti yönetenlerde mi?..
Geçmişte Adil Öksüz dahil birçok FETÖ'cü ile iltisakı olmuş, dernek ve sivil toplum kuruluşlarına katkı vermiş birinin Diyanet İşleri Başkanlığı'na atanması 15 Temmuz şehitlerinin ruhuna acı vermiştir. Bu atamadan sonra bir Yargıtay hâkiminin bu atamayı olumlayarak 'yurtta sulh cihanda sulh' demesini açıklaması lazım. Kiminle sulh nasıl bir sulh?..
Bir kez daha iyi niyetle tekrarlamak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı bu şekilde iyice yalnızlaştırılmaktadır. Millet, 15 Temmuz hain kalkışması ile mücadelede emin değildir."
Kabine revizyonunun ardından "Bo-şa-na-mı-yor-lar" başlıklı kaleme aldığımız yazımızda "FETÖ ile mücadele"nin nasıl boş bir söylem olduğunun analizini yapmıştık. Daha önceki yazılarımızda, bazı Arap ülkelerinde gerçekleşen "barış" görüşmeleri ile ilgili Ankara kulislerini okurlarımızın kulağına fısıldamıştık. Diyanet İşleri Başkanlığı'na yapılan atamanın sarsıntıları Ankara'da konuşulurken güvenlik bürokrasisinde görev yapan üst düzey bir bürokrattan şu bilgiye ulaştım;
"Kurban Bayramı arifesinde bazı Bakan yardımcılarının yakınlarına yönelik ByLock operasyonu yapıldı. Sonra yukarılardan gelen bir talimatla bu isimler sessiz sedasız serbest bırakıldı."
"Bo-şa-na-mı-yor-lar" demiştim... İddiamı bir adım daha öteye götüreyim; nikâh tazeliyorlar!..”
siyasetcafe.com


Suriye'de düşmanım Esad değil, İslamcı teröristler






Macron: Suriye'de düşmanım Esad değil, İslamcı teröristler
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "Benim Suriye'deki düşmanım IŞİD çünkü Fransa'ya saldıran onlardı, (Devlet Başkanı) Beşar Esad değil. Esad suçlu, en başta da Suriye halkının düşmanı ve işlediği suçlar nedeniyle cezalandırılmalı ama gidip gitmeyeceğine Suriye halkı karar vermeli" dedi.
Macron, Birleşmiş Milletler (BM) 72. Genel Kurulu Görüşmeleri kapsamında BM Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Suriye'deki süreci değerlendirdi.
Suriye'de hedeflerinin barışın ve istikrarın sağlanması olduğunu ve bunun için kapsayıcı bir siyasi sürecin başlatılması gerektiğini anlatan Macron, uzun vadede Esad'ın kalamayacağını ancak siyasi geçiş sürecinde herkesin kendisine yer bulması gerektiğini belirtti.

Macron, 2011 yılından bu yana Esad'ın gitmesi konusunda şart koşulduğunu ve gösterilen çabaların sonuçsuz kaldığını dile getirerek, bundan sonrası için 'pragmatik bir yaklaşım' gerektiğini söyledi.

Macron’un açıklamaları şöyle:

"Benim Suriye'deki düşmanım IŞİD çünkü Fransa'ya saldıran onlardı, Beşar Esad değil. Esad, en başta da Suriye halkının düşmanı ve işlediği suçlar nedeniyle cezalandırılmalı ama gidip gitmeyeceğine Suriye halkı karar vermeli. Biz Esad'ın gitmesi için değil, Suriye halkının özgürce seçim yapmasına olanak sağlayacak bir siyasi süreç için çalışmalıyız."

Fransa'dan ABD ve İran'a arabuluculuk teklifi

İran'ın Suriye'deki rolünü de değerlendiren Macron, sahada etkili bir ülke olarak İran'ın masada yer alması gerektiğini kaydetti.
Fransa'nın, ABD ve İran arasında ara buluculuk rolü üstlenebileceğini vurgulayan Macron, "Suriye sorununu masada İran ile çözmezsek, etkili bir çözüm bulamayız. İran sahada nüfuz sahibi olan güçler arasında yer alıyor" değerlendirmesini yaptı.

Mafya babası Sedat Peker, işkence uyguladıkları görüntüleri paylaştı





Mafya babası Sedat Peker, işkence uyguladıkları görüntüleri paylaştı

Mafya babası Sedat Peker'in lideri olduğu çetenin üyeleri bir kişiye işkence uyguladıkları görüntüleri sosyal medyada paylaştı. Sedat Peker de kendi hesabından paylaşımları retweet etti.

Çete lideri Sedat Peker'e yakın isimler bir kişiye işkence uyguladıkları anları kameraya kaydedip, görüntüleri sosyal medyada paylaştı. 
Sedat Peker de kendisinin etiketlendiği bu paylaşımları retweet etti. 

Peker daha önce pek çok kez muhalifleri, akademisyenleri, yazarları tehdit etmiş ancak hakkında başlatılan soruşturmalarda herhangi bir ceza almamıştı.

Söz konusu olaya ilişkin görüntüleri şiddet ve küfür içerdiği gerekçesiyle yayınlamıyoruz.

Dönmemek üzere gidiyorlar…Suriyelilerden kesin dönüş



Dönmemek üzere gidiyorlar…Suriyelilerden kesin dönüş
Öncüpınar Sınır Kapısı’nda geri gönderme merkezine kayıt işlemlerini yaptıran Suriyeliler, Kilis Valiliğinin tahsis ettiği minibüsler ile Öncüpınar Sınır Kapısı üzerinden ülkelerine dönüyor.
Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan bazı Suriyeliler, Kilis’in Öncüpınar Sınır Kapısı üzerinden bir daha Türkiye’ye dönmemek üzere ülkelerine dönüyor.
İç savaş ve kargaşanın hüküm sürdüğü Suriye'den kaçarak, Türkiye'ye yerleşen bazı Suriyeliler, Fırat Kalkanı'nın da etkisiyle güvenliğin sağlandığı ülkelerine kesin dönüş yapıyor.
Türkiye’nin dört bir tarafından Kilis’e gelen bazı Suriyeliler, kendi istekleri ile bir daha Türkiye’ye dönmemek üzere ülkelerine gidiyor.
Öncüpınar Sınır Kapısı’nda geri gönderme merkezine kayıt işlemlerini yaptıran Suriyeliler, Kilis Valiliğinin tahsis ettiği minibüsler ile Öncüpınar Sınır Kapısı üzerinden ülkelerine dönüyor. Ortalama günde 50-200 arasında Suriyelinin ülkelerine kesin dönüş yaptıkları bildirildi.

İlkokul öğrencilerine İslam yemini!





İlkokul öğrencilerine İslam yemini!
Yeni eğitim-öğretim yılının ilk günlerinde İstanbul'da bir ilkokuldan skandal görüntüler ortaya çıktı.
Özel bir ilkokulda çekilen görüntülerde, öğretmen öğrencilerine "İslam yemini" okutuyor.

Görüntülerde, öğretmenin "Selamun Aleyküm" sözünün ardından öğrenciler "Elimizde Kuran, kalbimizde iman, Müslümanız Müslüman, yaşasın İslam" sözlerini söylüyor. Bir öğrencinin "Tekbir" diye bağırdıktan sonra öğrenciler bu defa "Allahu Ekber" şeklinde bağırmaya başlıyor.

https://www.birgun.net/haber-detay/ilkokul-ogrencilerine-islam-yemini-180394.html

Kadın doktoru tehdit eden AKP'li başkana hapis cezası





Kadın doktoru tehdit eden AKP'li başkana hapis cezası

Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde 2015 yılında Devlet Hastanesi’nde acil nöbeti tutan Dr. Özlem Nur Yıldız’ın üzerine yürüyerek, “Seni döverim, elimde kalırsın” diyerek tehdit eden ve doktorun istifa etmesine neden olan AKP İlçe Başkanı Yunus Özder’in davası sonuçlandı.
Kandıra Devlet Hastanesi'nde 3 aylık doktorken gelen bir hastanın tedavisi sırasında hastanın babası olan AKP Kandıra İlçe Başkanı Yunus Özder hastaneye gelerek, “İşinizi adam gibi yapın” diye bağırması üzerine Dr. Özlem Nur Yıldız, hasta yakınına dönerek, “Siz dışarı çıkın biz de işimizi doğru dürüst yapalım” sözleri üzerine tartışma çıkmıştı.

Bunun üzerine, iddiaya göre Başkan Özder de, "Seni kadın halinle bir döverim elimde kalırsın. Ben AKP Kandıra İlçe Başkanıyım" diyerek doktorun üzerine yürümüştü.
Olay günü ilçe başkanından çekinen sağlıkçılar ve güvenlik görevlileri duruma müdahale edemeyince hastaneye polis çağıran Dr. Özlem Nur Yıldız, polis gelinceye kadar hastanede mahsur kalmıştı.
Tehditler daha sonrada devam edince ruh sağlığı bozulan doktor psikologa gitti ve kendisine stres teşhisi konuldu. Dr Özlem Nur Yıldız bu olayın ardından 1 ay rapor aldı ve raporunun bitiminde de Kandıra Devlet Hastanesi’nden istifa ederek, ilçeyi terk etmişti.

Dava sonuçlandı

Bu olayın ardından savcılığa suç duyurusunda bulunan Dr. Özlem Nur Yıldız, görev başında tehdit edildiği gerekçesiyle ilçe başkanını mahkemeye verdi.

Kandıra Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme heyeti davacıyı haklı bularak, dinlenen tanıklar ve kanıtlar doğrultusunda ilçe başkanı Özder’e 5 ay hapis cezası verdi. 
Dr. Özlem Nur Yıldız’ı tehdit ettiği gerekçesiyle yargılandığı mahkemece suçlu bulunup 5 ay hapsine karar verilen ilçe başkanının cezası ertelendi.

Daha önce sabıkası bulunmadığı için hükmün açıklanması ertelendi.

Bu olay nedeniyle Kandıra Devlet Hastanesi’ndeki görevinden istifa eden Dr. Özlem Nur Yıldız, maddi zararının tazmini için Özder’e tazminat davası açacağını bildirdi.

İBB Türkiye Cumhuriyeti'nin birikimlerini, tarikatlara, cemaatlere, vakıflara peşkeş çekmiş





İBB Türkiye Cumhuriyeti'nin birikimlerini, tarikatlara, cemaatlere, vakıflara peşkeş çekmiş
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetiminde olduğu Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’nın kullandığı üç taşınmazın kirasını ödüyor. Üç taşınmazın belediyeye maliyeti yaklaşık 35 milyon TL. İBB ’nin TÜRGEV ve diğer yandaş vakıflara yaptığı taşınmaz ve hizmet “desteğinin” kamuya faturası yaklaşık 800 milyon TL.
Cumhuriyet'tten Hazal Ocak'ın haberine göre; İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) AKP’ye yakın vakıflara son üç yılda İstanbul’un çeşitli ilçelerinde milyonlarca lira değerinde arsa verdi. Arsa veremeyince bina kiraladı bu binaların tüm masraflarını belediye bütçesinden karşıladı. Toplam 32 taşınmazın bedeli ya da başka bir tabirle kıyağın bedeli yaklaşık 800 milyon TL. Tüm bu arsalar, binalar İBB Meclisi’ne gelen teklif protokollerle verildi. İşte parsel parsel vakıflara verilen arsalar ve ortalama değerleri:
Ensar Vakfı:

Vakfın kullanımına son 3 yılda 9 taşınmaz sunuldu. Bu kıyağın toplam bedeli 400 milyon TL’yi buldu.
Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV):
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ile kızı Esra Albayrak’ın yönetiminde yer aldığı TÜRGEV, İBB’nin en sevdiği vakıflardan. Vakıf için 3 taşınmazın kirasını İBB ödüyor...
İlki, Avcılar’da Gümüşpala Mahallesi’nde Eski Londra Asfaltı Caddesi’ndeki taşınmaz. Bunun için rapor 18 Eylül 2015 tarihinde İBB Meclisi’ne geldi. İBB 10 yıl boyunca binanın kirasını ödemeye devam edecek. Taşınmazın yıllık kira bedeli 984 bin TL.
Taşınmazların ikincisi de Şişli Kaptanpaşa Mahallesi Darülaceze Caddesi üzerinde. İBB Meclisi’ne aynı tarihte gelen teklifle buranın da kirasının 10 yıl süreyle ödenmesine karar verildi. Taşınmazın yıllık kira bedeli tam 1 milyon 608 bin TL.
Üçüncüsü ise Mecidiyeköy Şehit Er Cihan Namlı Caddesi’nde yer alıyor. İBB Meclisi’ne 12 Kasım 2015 tarihinde gelen raporla İBB tarafından kirasının kira süresince, yani her yıl uzatılarak ödenmesine karar verildi. Yıllık kira bedeli 996 bin TL...
3 binanın belediye bütçesine maliyeti 10 yıl için zam yapılmaksızın yaklaşık 35 milyon TL’yi buluyor.
Vakıfla İBB arasında 12 Mayıs 2017’de bir ortak hizmet protokolü de yapıldı.

Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA):

Bilal Erdoğan’ın arkadaşı İsmail Emanet’in yönetim kurulu başkanlığını yaptığı Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) kullanımına da İBB tarafından toplam 3 taşınmaz tahsis edildi.
İlki, İBB Meclisi’ne 18 Eylül 2015 tarihinde gelen raporla Üsküdar Ahmediye Mahallesi Tunusbağı Caddesi Kepçedede Sokak’taki arazi. Orta ve yükseköğrenim öğrencilerine konaklama hizmeti sağlamak amacıyla 10 yıl süreyle vakfın kullanımına tahsis edildi. Arsanın toplam değeri 3 milyon 500 bin TL...

İkincisi İBB Meclisi’ne aynı tarihte gelen teklif raporla Sarıyer Maslak Mahallesi Büyükdere Caddesi Atatürk Oto Sanayi de yer alan taşınmazdı. İBB tarafından kirası ödenen taşınmaz da 10 yıl süreyle öğrencilere konaklama hizmeti vermesi amacıyla vakfın kullanımına tahsis edildi. Taşınmazın yıllık kira bedeli: 1 milyon 68 bin TL...
Üçüncüsü, İBB tarafından aynı tarihte meclise gelen ve kirası İBB tarafından ödenen Fatih Balabanağa Mahallesi Büyük Reşit Paşa Caddesi’ndeki taşınmaz... 10 yıllığına vakfın kullanımına sunulan binanın yıllık kira bedeli 150 Bin TL...
İBB ve vakıf, yürüttükleri “Ortak Hizmet Projesi” kapsamında 12 Mayıs 2017 tarihinde ek protokol yaptı.

Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı:

Yönetim kurulunda Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın gibi siyasilerin yer aldığı Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı’na da İBB’nin tanıdığı ayrıcalıklar dikkat çekiyor. Vakfa Bakırköy’de 3 arsa, Fatih’te 1 bina olmak üzere 4 taşınmaz 25 yıllığına tahsis edildi.

O taşınmazlar şöyle:

Topbaş’ın damadı Ömer Kavurmacı’nın ortak olduğu Koru Florya Projesi’ne komşu İBB’ye ait arsa ortaöğretim alanıyken, 22 Temmuz 2016’da İBB Meclisi’ne gelen raporla ortaöğretim bölümü özel eğitim alanına dönüştürüldü. Bu rapordan 2 buçuk ay sonra İBB Meclisi’ne 14 Ekim 2016 tarihinde gelen raporla “eğitim faaliyetlerinde kullanılmak üzere” 25 yıl süreyle vakfa tahsis edildi. Arsanın piyasa değeri 144 milyon TL. Bakırköy Şenlik Mahallesi’nde Ahmet Cevdet İkdam Caddesi’nde yer alan arsa 10 bin 500 metrekare.
Aynı yere yakın konumda ve aynı tarihte 2 bin 301 metrekarelik bir arsa da vakfa verildi. Arsanın değeri 31 milyon 562 bin TL.
Bakırköy’de değeri 43 milyon 946 bin lira olan 3 bin 205 metrekarelik arsa da vakfın kullanımına verildi.
Vakıf, İBB Meclisi’nden 22 Ağustos 2016’da yazdığı yazıyla eğitim ve araştırma faaliyetlerinde kullanılmak için Fatih Binbirdirek Mahallesi’ndeki vakıf merkez binalarına yakın İBB’ye ait bir arazinin tahsisini talep etti. İBB Meclisi’ne 21 Eylül 2016 tarihinde gelen raporla arsa 25 yıl süreyle bedelsiz olarak vakfa tahsis edildi. Arsanın piyasa değeri 52 milyon 500 bin TL...

İlim Yayma Vakfı:

Mütevelli Heyeti Başkanı vekilliğini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yaptığı İlim Yayma Vakfı’na İBB tarafından Başakşehir’de 2 ve Pendik’te 1 olmak üzere 3 arsa tahsis edildi.
Vakfa Başakşehir İkitelli-2 Mahallesi’nde 10 yıllığına verilen 2 arazi yan yana ve toplam yüzölçümleri yaklaşık 17 bin metrekare. Arsalardan biri yaklaşık olarak 13 milyon 500 bin TL, diğeri ise 14 milyon 500 TL değerinde.
İBB, arsaları 18 Eylül 2015 yılında eğitim tesisi inşa etmek ve eğitim hizmetlerinde kulanılmak üzere vakfa bedelsiz tahsis etti.
Pendik Şeyhli Mahallesi Semerkant Bulvarı üzerindeki 5 bin 773 metrekarelik arsa ise İBB tarafından vakfa eğitim ve sosyal hizmetlerde kullanılması amacıyla 12 Mayıs 2017 tarihinde 25 yıllığına bedelsiz tahsis edildi. Arsanın değeri tam 38 milyon TL...

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı:

İBB toplam 6 taşınmazın kirasını ödüyor. Bunların hepsi İBB ile vakıf arasında yürütülen “Ortak Hizmet Projesi” kapsamında yapılıyor. Bu kiraların hepsi İBB’ye gelen teklif raporların kabul edilmesiyle meclise verilen yetki ile karşılanıyor.
İBB Meclisi’ne 14 Mayıs 2017 tarihinde gelen raporla Kadıköy Merdivenköy Mahallesi’ndeki Çömlekçi Çukuru Sokak’ta yer alan ve kirası İBB tarafından ödenen bina, vakfa yurt olarak kullanılması için verildi. Protokol, “orta ve yükseköğrenim öğrenci yurtlarına ilişkin vakıfla sürdürülen ortak hizmet projesi” kapsamında yapıldı.
Binanın piyasa değeri 30 milyon 200 bin TL. Üsküdar’da ise vakıf için 4 binanın kirası ödeniyor.
İlki Cumhuriyet Mahallesi Libadiye Caddesi Coşkun Sokak’taki taşınmazın kirası da İBB tarafından ödeniyor. Bu kapsamda 18 Eylül 2015 tarihinde İBB Meclisi’ne gelen raporda öğrencilere konaklama hizmeti verilmesi için vakfın kullanımına tahsis edildiği belirtiliyor. Taşınmazın yıllık kira bedeli 267 bin TL.
İkincisi Kısıklı Aydınoğlu Sokak üzerindeki bir taşınmaz. Yıllık kira bedeli: 276 bin TL.
Üçüncüsü de Küçükçamlıca Mahallesi’nde yer alıyor. Taşınmazın yıllık kira bedeli 267 bin TL.
Dördüncüsü ise Bulgurlu Mahallesi Günaydın Çıkmazı’nda yer alıyor. Burasının kirası 12 Mayıs 2017 tarihinde İBB Meclisi’nce ek protokolle ödeniyor. Protokolde yukarıda belirten maddelerin aynısı yer alıyor. Taşınmazın yıllık kira bedeli: 400 bin TL...
Vakıf için son olarak Gaziosmanpaşa’da Merkez Mahallesi Ecla Sokak’taki taşınmazın kirası da ödeniyor. Yıllık kira bedeli: 951 bin 720 TL...

Bu vakıfla da 12 Mayıs 2017 tarihinde ek olarak ortak hizmet protokolü yapıldı.

Fatih İlim ve Kültür Vakfı:

Vakıf, İBB’ye 14 Temmuz 2016 tarihinde bir yazı yazarak Pendik Kurtköy Mahallesi’ndeki 4 bin 399 metrekarelik alanın eğitim faaliyetlerinde kullanmak üzere tahsisini talep etti. İBB Meclisi’ne 14 Ekim 2016 tarihinde gelen raporla arazi vakfa 25 yıl süreyle bedelsiz bir şekilde tahsis edildi. Hava fotoğraflarından şu an boş görünen arsanın piyasa değeri 13 milyon 200 bin TL...

Daru’l Fünun Vakfı:

Fatih Kalenderhane Mahallesi, Cemal Yener Tosyalı Caddesi’nde 10 yıl süreyle 2 binanın kirası ödeniyor. Binaların ikisinin de ayrı ayrı yıllık kira bedeli 168 bin TL...

Kemal Efendi Vakfı:
Erdoğan’ın hocası olarak nitelendirilen Kemal Efendi’nin kurucusu ve onursal başkanı olduğu vakıf, Fatih’teki bir arsa için İBB’ye 26 Ekim 2016 tarihinde yazı yazdı. İBB de 15 Aralık 2016’da meclise gelen raporla arsayı bu vakfa 25 yıllığına bedelsiz tahsis etti. Arsanın değeri: 2 milyon 500 bin TL...

Vakıflar farklı protokol aynı

Protokole göre İBB’nin yapacağı işler şöyle:

* Binanın kirasını, ortak giderlerini ve aidat ödemelerini gerçekleştirmek...
* Uygun göreceği yurt ve binaların bakım ve onarım işlerini yapmak... Vakfın yapacağı işler ise şöyle:

* Yurt işletmesini yapmak...

* Elektrik, su, doğalgaz, güvenlik, temizlik ve iklimlendirme giderlerini karşılamak...
* İBB’nin yurdun kapasitesinin yüzde 10’u kadar dar gelirli yoksul, muhtaç kimsesiz ve engelli öğrencilerin bedelsiz olarak barındırılması talebini kabul etmek...



Üniversiteye vakıf şartı


İBB, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’yle 3 yıllık süreçte ayrı zamanlarda yurt binası inşaatı üzerine ortak hizmet protokolü yaptı. Ancak protokole vakıf ve derneklerin de yurtları işletebileceğine ilişkin madde konulması İBB Meclisi’nde tartışma yaratmıştı.

Balyalı: Daha fazlası var
CHP İBB Basın Sözcüsü Tarık Balyalı, hazırladığı raporun 3 yılı kapsadığını belirterek şöyle konuştu: “Biz İstanbul’da AKP’nin iktidar olduğu ilçelerle birlikte Türkiye’nin dört bir yanındaki belediyelerden bu vakıf ve derneklere tahsis ve kiralamalar yapıldığını biliyoruz. Yine Maliye başta olmak üzere pek çok bakanlıktan önemli ve büyük tahsisler yapıldı. Bütün bunları üst üste koyduğumuzda Türkiye genelinde piyasa değeri on milyarlarca lirayı bulan arsa ve bina tahsislerinin bu vakıf ve derneklere yapıldığını tahmin edebiliyoruz. Bu yapılan kesinlikle tahsis değil ‘Belediyelerin ve kamu kurumlarının içini boşaltmaktır.’ Raporumuzun diğer bölümünde de İBB’nin bu vakıf ve dernekler için yaptığı bina kiralamaları var. İBB bu vakıf ve derneklerin işleteceği bu binalar için her yıl 10 milyon kira ödeyecek. Ayrıca bu vakıf ve derneklerle yapılan protokollerle var olan ya da ileride var olacak bütün binaların inşaat, bakım, onarım ve tefrişat işlerini de İBB üstlenecek. Bu nedenle söz konusu vakıf ve derneklere yapılan tahsisler yeniden gözden geçirilmeli ve bu anlayışa karşı topyekûn bir mücadele başlatılmalıdır. Bu yapılanlar “çocuklarımıza yurt yapıyorlar ne var ki” gibi içi boş sözlerle açıklanamaz. Çok kısa sürede yapılan bu tahsisler bize AKP’nin Yeni Türkiye’sindeki eğitim sistemini bu vakıf ve dernekler üzerinden inşa etmek istediğini gösteriyor. Bu vakıf ve derneklere yapılan tahsisler, eğitim sistemimizde son dönemde müfredatta yapılan değişiklikler gibi olaylardan ayrı düşünülemez. Bunların hepsi birden AKP’nin yeni eğitim sisteminin inşasının bir parçasıdır...”

http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/ibb-turkiye-cumhuriyeti-nin-birikimlerini-tarikatlara-cemaatlere-h49674.html
Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/