10 Ocak 2017 Salı

Eski İran, yeni Türkiye ..Tehlike büyük, hem de çok büyük. Demokrasi ve özgürlük vaadiyle şeriat getirilen bir ülkeden sesleniyorlar Türkiye'ye "“Ülkenizin gittiği yol, yol değil laikliğe sarılın”



Eski İran, yeni Türkiye 
Tehlike büyük, hem de çok büyük. Demokrasi ve özgürlük vaadiyle şeriat getirilen bir ülkeden sesleniyorlar Türkiye'ye "“Ülkenizin gittiği yol, yol değil laikliğe sarılın” 
Özgür Topsakal yazdı...
Memleketin gittiği güzergahı anlatmak için paylaşılan İran’ın eski ve yeni fotoğrafları gözünüze çarpmıştır dostlar. Güncel deyimle eski İran ve yeni İran kıyaslaması. Orada gördüğünüz eski ve yeni arasındaki farklar doğrudur, inanın.

İran’lı gazeteci bir dostum, orada gelişen olayları, İran zindanlarından gelen açlık grevi haberlerini ve idamları dünyaya duyuruyor. İran’ın değişik şehirlerinde her gün onlarca insan sessiz sedasız idam ediliyor. Sabah güneşinin doğuşu İran halkları için umut anlamına gelmiyor. Güneşi çalınan ülkede sabah güneşi, sokak ortasında vinçlerde sallanan bedenler anlamına geliyor.

Belli bir yaştan sonra yaşamaya başladığın ülke zor gelir insana. Dilini öğreniyorsun, uyum sağlamaya çalışıyorsun, söylemesi ayıptır tuvalet alışkanlığını bile değiştirmek zorunda kalıyorsun. Dostumla soğuk bir Avrupa ülkesinin bir yerlerinde kahvemizi yudumlarken Türkiye ve İran’ı konuşuyoruz. İran’dan zaten umut yok ama dostumuz bizi uyarıyor ;
“Ülkenizin gittiği yol, yol değil laikliğe sarılın”…
Bir ara İran’da yüzü maskeli kişiler çıkmış ortaya. Görevleri, etek giyen kadınların bacaklarına kezzap atmak. Bir ay içerisinde yüzlerce kadının bacaklarına kezzap dökülüyor ve her ne hikmetse bu iğrençliği yapanların bir tanesi bile yakalanamıyor. Türkiye’ye uyarlarsak, “devlet destekli” linç çeteleri gibi bir şey oluyor bu kezzap ekibi.
Evet, devlet destekli…
Devam ediyoruz İran’dan. İdamların infaz şekli yalnızca asmak değil diyor dostumuz. Göz oyma makinesi yapmış herifler. Hırsızlık yapanların elinin kesilmesi ve de envai çeşit vahşet İran İslam Cumhuriyeti tarafından uygulanıyor. IŞİD yasadışı bir örgüt ama İran bir devlet hatırlatmasını yapıp yine uyarıyor ;
“Laikliğe sahip çıkmazsanız bizim gibi olursunuz”.
İran yasalarıyla Türkiye yasaları arasında fark olsa da, özellikle AKP çetesinin hukuk uygulamasını İran’dakine benzetiyoruz. Şöyle ki, İran’da özellikle muhalifler bir sabah evlerinden alınıp aylarca sorgusuz sualsiz işkence seanslarından geçiriliyor.Yani masum bir insanı sırf muhalif olduğu için tutuklayıp sonra ona uygun suçlar üretiliyor, icad ediliyor. Alacağı ceza kişinin şansına. Çoğu kez şansa bir şafak vaktinde ölüm düşüyor. Ve İran devleti bu infazları diģer muhaliflere gözdağı amacıyla yapıyor. Hakkında idam cezası verilen pek çok kişi aylarca soğuk ve karanlık bir hücrede bekletilip, azcık muhalif ses yükseldiğinde “sonunuz bu olur” mesajı verilmiş gibi infaz ediliyor. Türkiye’deki kumpas davalarına ne kadar benziyor değil mi? Eğer bizde de idam olmuş olsaydı… Neyse!
Türkiye’ye getirirsek konuyu…
Dostlar, hazırlanan başkanlık anayasası memleketin temellerine dinamit koyma anayasasıdır. İran’lı dostumuzun söylediği gibi ülkenin gittiği yol, yol değildir. Faşist AKP rejimi son kozlarını oynayıp, memlekete öldürücü vuruşunu yapmayı planlamaktadır. Güneşimizi karartmak isteyenler, yeni doğan günden umudumuzu kesmemizi isteyenler bizlere kendi anayasalarını dayatmak istemektedir. Ve de bizler bu karanlığa her nerede bulunuyorsak bulunalım, sessiz kalmayacağız.
Bu arada ilerleyen günlerde İran’lı gazeteci dostumla detaylı bir röportaj yapıp bu köşede paylaşacağım. Takipte kalın.
 Özgür Topsakal REDaktif