Gazete insan: 12/01/16

1 Aralık 2016 Perşembe

Arap Birliği liderinden Türkiye'ye sert sözler: IŞİD'i siz büyüttünüz!


Arap Birliği liderinden Türkiye'ye sert sözler: IŞİD'i siz büyüttünüz!
Arap Birliği Genel Sekreteri, Türkiye'ye sert sözlerle yüklendi. Türkiye'nin IŞİD'in büyümesini Esad'ı devirmek için kolaylaştırdığını söyleyen Genel Sekreter, Ankara'yı Irak ve Suriye'nin iç işlerine karışmakla da suçladı.
AKP yönetimi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sert sözlerin kaynağı bu sefer Arap Birliği oldu.
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Mısır TV'ye verdiği mülakatta bölgeye dair önemli açıklamalarda bulundu.
Middle East Eye'ın aktardığına göre Gayt, Suriye halkının gelecekteki seçimlerde Beşar Esad'ı seçmesi durumunun herhangi bir sorun yaratmayacağını söyledi.
'BİRLİK HÜKÜMETİ'
Genel Sekreter, bunun için öncelikle Suriye'de bir ateşkes ilân edilmesi gerektiğini belirtirken, bir uzlaşma çerçevesi çizilmesi gerektiğini, çünkü bazı grupların Esad'la birlikte çalışmak istemediğini vurguladı.


Gayt, sorunun muhalefet ve iktidardan oluşan Suriyelilere bırakılması gerektiğini söylerken, "terörist gruplar bu sürecin dışında bırakılmalı" dedi.
Mısırlı Gayt'ın bu sözleri, Arap Birliği'nin ve Arap dünyasının Esad'a bakışında önemli bir değişikliğin ortaya çıktığını gösteriyor.
Gayt, Hüsnü Mübarek döneminde Mısır Dışişleri Bakanlığı görevinde bulunmuştu.
Genel Sekreter, iktidarın ve muhalefetin bir araya geldiği bir birlik hükümeti kurulması çağrısı yaparken, uçuşa yasak bölge isteklerini reddetti.
TÜRKİYE'YE SERT SÖZLER


Arap Birliği Genel Sekreteri, Türkiye'ye yönelikse ağır ithamlarda bulundu.
Türkiye'nin binlerce Batılı gencin Irak ve Suriye'de savaşmasına izin verdiğini ve IŞİD'in sınırdan petrol satışı ile gelirlerini artırmasını sağladığını söyleyen Gayt, Ankara'nın Esad'ı devirmek için IŞİD'in yükselişini kolaylaştırdığını da iddia etti.
Kürtleri de IŞİD'le savaşma bahanesiyle topraklarını genişletmeye çalışmakla suçlayan Gayt, İran'ın Arap başkentlerindeki "egemenliğinden böbürlenmesinden" duyduğu memnuniyetsizliği de dile getirdi.
Kaynak sol

'7 milyon kişi emekli olamıyor'


'7 milyon kişi emekli olamıyor'
Burcu Köksal, TBMM Başkanlığı'na 5510 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi sundu.
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal, Kanun Teklifi gerekçesinde 7 milyonu geçkin kişinin yaş durumundan emekli olamadığını bununda hak ihlali olduğunu söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Av. Burcu Köksal, 5510 Sayılı Kanunun geçici 51. Maddesine geçici madde eklendiğini belirtirken, geçici madde de yer alan 08.09.1999 tarihinden önce sigorta girişi olan erkeklerde 9000 gün prim kadınlarda ise 7200 gün prim şartını tamamlamış olmak şartıyla yaş koşulu aranmaksızın bu maddenin yürürlüğü girdiği tarihten itibaren 90 gün içinde müracaat ettikleri takdirde emekli olabileceklerinin yer aldığını ifade etti.
EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLARIN SAYISI 7 MİLYON 200 BİN KİŞİ
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa geçici madde eklenerek 08.09.1999 tarihinden evvel sigortaya giriş yapmış ve sigorta prim ödeme borcunu yerine getirmiş olanların yaş şartına bağlı olmaksızın emekli aylığına hak kazanması düzenlendiğini hatırlatan Milletvekili Köksal, "Emeklilikte yaşa takılanlar yılını ve primini doldurmuş ama yaş şartı 4447 Sayılı yasa ile 1999 sonrası yükseldiği için emekli olamayan çalışanlardır. SGK Başkanının açıklamasına göre emeklilikte yaşa takılanların sayısı 7 milyon 200 bin kişidir" dedi. 

HAK İHLALİ YAPILIYOR
Emeklilikte yaşa takılan vatandaşlara hak ihlali yapıldığının altını çizen Köksal, "7 milyonu geçkin vatandaşımız emekli olmak için sigortaya giriş yaptıkları tarihteki mevzuatta belirtilen prim ödeme gün sayısını yerine getirdikleri halde yaş şartını tamamlayamadıkları için emeklilik haklarını elde edemeyip yaş şartını beklemek zorunda kalmışlardır. Bu durum aynı zamanda sigorta giriş tarihindeki yürürlükte bulunan mevzuata göre emekli olma koşuluna ilişkin kazanmış oldukların müktesep haklarının da ihlalidir" diye konuştu.
DEVLET GENÇ, İŞVEREN YAŞLISIN DİYOR!

Milletvekili Köksal TBMM'ye verdiği kanun teklifinde şu ifadelere yer verdi:
"Emeklilikte Yaşa Takılanların büyük çoğunluğu ekonomik sıkıntılarla boğuşmaktadır. Ülkemizdeki işsizlik sorununu düşündüğümüzde bu yurttaşlarımızın iş bulmakta da güçlük çektiği aşikardır. Ne yazık ki onları Devlet gençsin deyip emekli etmemekte öte yandan da işverenler yaşlısın deyip iş vermemektedir.
Emeklilikte Yaşa takılanların maruz kaldığı bu hakkaniyete aykırı ve haksız düzenlemenin neticesinde oluşan mağduriyetlerin giderilmesi için 08.09.1999 tarihinden evvel sigorta girişi olup sigorta prim ödeme borcunu yerine getirmiş olan sigortalıların yaş şartına tabi tutulmaksızın emeklilik aylığına hak kazanabilmesi için 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa geçici madde eklenmesine dair Kanun Teklifi hazırlanmıştır."

Carl Sagan'ın Dünya'nın 6 Milyar Km'den Çekilen Fotoğrafı Hakkında Yazdığı Tüyleri Diken Diken Eden Yazı



Voyager 1'in 1990 yılında 6.4 milyar kliometre uzaktan çektiği Dünya fotoğrafı."uzayın derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık. eğer bu resme dikkatlice bakarsanız, orada bir nokta göreceksiniz. o noktaya tekrar bakın. işte o nokta burasıdır. evimizdir. o nokta biziz. sevdiğiniz herkes, tüm tanıdıklarınız, adını duyduklarınız, gelmiş geçmiş tüm insanlar hayatlarını o noktanın üzerinde geçirdiler. türümüzün tarihindeki tüm sevinçlerimiz ve acılarımız, kendinden emin bin çeşit inancımız, ideolojimiz ve ekonomik öğretimiz; her avcı ve her yağmacı, her kahraman ve her korkak, uygarlığımızın mimarları ve tahripçileri, her kral ve her köylü, birbirine aşık olan her genç çift, her anne ve her baba, umutları olan her çocuk, her mucit ve her kâşif, ahlak değerlerini öğreten her öğretmen, yozlaşmış her politikacı, her bir "yıldız", her bir "yüce önder", her aziz ve her günâhkar işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinde.


dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün... şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün... anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar yoğun!

Carl Sagan'ın Dünya'nın 6 Milyar Km'den Çekilen Fotoğrafı Hakkında Yazdığı Tüyleri Diken Diken Eden Yazı Müthiş bu paylaşımı mutlaka çacuklarınıza da gösterin bu soluk ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. içinde yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir yerden bir yardımın gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir ipucu yoktur.

dünya... şu ana kadar, yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen. en azından yakın gelecekte, türümüzün
göçebileceği başka hiçbir yer yok. evet, ziyaret ediyoruz. ama henüz yerleşemiyoruz. beğenseniz de beğenmeseniz de şu an için dünya yaşadığımız yer.
gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir uğraşı olduğu söyleniyor. bana kalırsa, insan kibrinin akıl dışılığını, küçük dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur. bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz olan bu soluk mavi noktayı daha içten paylaşmamız ve koruyup şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun altını çiziyor."
carl sagan, 1994
voyager'in fotografi, çeviri ve kaynak için:
http://www.bulutsu.org/smn.php anafor • • •
Carl Sagan'ın kitabından alıntılanan bu bölümü bizzat kendi sesinden dinlemek isterseniz eğer..



Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçen ülkeler neler yaşadı?




Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçen ülkeler neler yaşadı?

Parlamenter sistemle yönetilen Türkiye, bir süredir başkanlık sistemine geçmeyi tartışıyor. 
Peki dünyada parlamenter sistemden demokratik yollarla başkanlık sistemine geçen başka bir ülke oldu mu? Olduysa, sistem değişikliği ne gibi sonuçlara yol açtı?
BBC Türkçe'ye konuşan, ABD'deki Austin Teksas Üniversitesi'nde karşılaştırmalı siyaset dersleri veren Profesör John Gerring gelişmiş, demokratik ülkeler arasında parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçen ülke olmadığını söylüyor.
Chicago Üniversitesi'nde, siyaset bilimi ve seçim sistemleri üzerine çalışmalar yürüten akademisyen Peter Buisseret ise sadece Sahra Çölü'nün güneyindeki bazı Afrika ülkelerinin bu sistem değişikliğini tercih ettiğini belirtiyor.
Biz de bu ülkelerden üçünden, Zimbabve, Gana ve Malavi'den uzmanlara, başkanlığın ülkelerine ne getirip ne götürdüğünü sorduk.
Anayasa değişikliği teklifi haftaya Meclis'e sunulacak
10 soruda başkanlık sistemini içeren anayasa değişikliği süreci
Eroğlu: Sistem başkanlık ama adı cumhurbaşkanlığı olacak
AKP anayasa değişiklik taslağını MHP'ye iletti
92 yaşındaki Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe
Zimbabve: 'Sonucu diktatörlük oldu'
Halen 92 yaşındaki Robert Mugabe'nin 1980'den 1987'ye kadar başbakan olarak yönettiği Zimbabve, o yıl yapılan bir anayasa değişikliyle başkanlık sistemine geçti. O yıla kadar sembolik olan Cumhurbaşkanlığı makamı ise kaldırıldı.
Zimbabve siyasetini yakından takip eden ve İngiltere'deki Kent Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademisyeni Alex Magaisa, ülkede başkanlık sistemine geçişin nedenini "gücün merkezileştirilmesi arzusu" olarak gösteriyor:
"Mugabe parlamenter sistemde mutlu değildi, daha fazla güce ve kontrole sahip olacağı bir başkanlık rejimi istiyordu. Bu sistemle parlamento zayıflatıldı."
Magaisa, başkanlık sistemine geçişin sonucunun diktatörlük olduğunu ve bu diktatörlüğün o günden beri varlığını sürdürdüğünü söylüyor:
"Parlamenter sistem daha iyiydi çünkü o zaman başbakan parlamentonun bir üyesiydi, parlamentoya gitmesi ve kendisine yöneltilen soruları yanıtlaması gerekiyordu. Başkanlık sisteminde ise başkanın parlamentoya hesap vermesi gerekmiyor."
Türkiye'ye uyarı
Zimbabve'de 2013'te kabul edilen yeni anayasanın hazırlanması sürecinde danışmanlık yapan Magaisa, başkanlık rejimlerinin diktatörlüklere yol açma ihtimalinin parlamenter sistemlere kıyasla daha fazla olduğunu belirtiyor.
Magaisa, Türkiye'deki gelişmeleri de takip ettiğini söylüyor.
"Eğer Türkiye gerekli denge ve denetleme mekanizmaları olmadan başkanlık sistemine geçerse bir diktatörlüğe dönüşür" diyen Alex Magaisa, parlamenter sistemden başkanlık sistemine demokratik yollarla geçen üç ülke olan Malavi, Gana ve Zimbabve'de diktatörlük dönemlerinin yaşanmasının tesadüf olmadığı görüşünde:

"Başkanlık sistemine geçecek ülkelerin gerekli denge ve denetleme mekanizmaları konusunda çok dikkatli olması lazım. Parlamentonun da önemli güçleri olmalı, başkan parlamentoya katılmak ve parlamenterlerden gelecek soruları yanıtlamak zorunda olmalı. Aksi takdirde yasama da yargı da darbe alır."
Gana: 'Hızlı gelişme hamlesi' fikri
Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçen bir diğer ülke de Gana'ydı.
1957'de kurulan ve parlamenter sistemle yönetilen Gana'da, Başbakan Kwame Nkrumah, 1960'ta bir referandum ile ülkesini başkanlık sistemine geçirdi. Gana'nın ilk başkanı da o oldu.
O dönemde Nkrumah'nın sekreteri olan tecrübeli diplomat Kwaku Baprui Asante, "Nkrumah ülkenin kuruluşunda parlamenter sistemle ülkenin yönetilebileceğini düşünüyordu" diyor:
"Fakat kafasında hızlı bir gelişme hamlesi fikri vardı. Bunun için en iyi yöntemin gücü başkanlıkta toplamak olduğunu düşündü. Başkanlığın ekonomik ve sosyal ilerleme için kritik olduğunu düşünüyordu".Image captionKwame Nkrumah
Muhalefet partileri referandumla yasaklandı

Kwame Nkrumah, başkanlık sistemine geçişin ardından 1964'te ülkede kendisininki dışında tüm partilerin yasaklanmasına yönelik teklifini halkoyuna sundu. Gana'da muhalefet partileri referandumda yüzde 99 oyla yasadışı ilan edildi. Referandumun adil koşullarda yapılmadığına yönelik tartışmalar uzun süre devam etti.


Bu yüzden "Başkanlığa geçişteki tek neden ülkenin gelişimini sağlamak mıydı?" diye soruyoruz Asante'ye. "Evet" diyor ve ekliyor:
"Başka ne olabilir ki? Bir diktatör olmak istediği için bunu yaptığını söyleyenler var ama neden diktatör olmak istesin? Ne yapmak için? Hızlı bir gelişme sağlamak için başkanlığa geçmek istedi. Ona diktatör diyebilmek için elindeki yetkiyi nasıl kullandığına bakmak lazım, Nkrumah diktatör değil, hızlı değişim isteyen bir liderdi.
"Parlamenter sistemde ülkeyi istediği gibi yönetemez hale gelmişti. İstediği yasalar, ki bunlar çok önemli yasalardı, parlamentodan geçmiyordu. Parlamento onu yavaşlatıyordu. Başkanlık rejiminde ise neyi isterse onu yapabiliyordu. Toplumsal ve ekonomik olarak daha hızlı bir gelişim istediği için bunu yaptı."
'Başkan oldu, projelerini hayata geçirdi'
Başkanlık rejimine geçişin ne etkisi olduğunu sorduğumuzda ise Asante, "İşler yürümeye başladı! Projelerini hayata geçirdi. Örneğin başkan seçilmeden önce parlamentoda partiler 'İşsizliği nasıl düşürelim, hangi adımları atalım' diye tartışıp duruyor ama bir sonuç çıkmıyordu. Nkrumah başkan oldu ve işsizliği düşürecek adımları atmaya başladı!" diyor.
Nkrumah, 1966'da bir darbe ile devrildi. Askeri rejimin sona ermesinin ardından 1969 yılında ülkeye parlamenter sistem getirildi. 1972'de darbe ile devrilene kadar Kofi Abrefa Busia ülkeyi başbakan olarak yönetti.Kofi Abrefa Busia
Asante, 1969'da parlamenter sisteme geçilmesinin ardından sorunlar yaşandığını söylüyor:
"Busia'yı tanırım. Bir akademisyen olarak çok daha iyisini yapmalıydı ama yapamadı. Busia bir kabineyi yönetiyordu. Çok güçlü entelektüeller ve politikacılar vardı kabinede. Bu yüzden kafasındaki tüm planları hayata geçiremedi.
"Örneğin kırsal kalkınmaya yönelik planları vardı fakat bunu gerçekleştiremedi. Nkrumah döneminde işe başlayan memurları uzaklaştırmak gibi işlerle uğraştı. Hatta mahkeme kararlarını kabul etmeyeceğine yönelik beyanlar verdi."
'Halkın tümü aynı yönde ilerlemek istiyorsa başkanlık iyi'

Gana'da 1972 yılındaki darbenin ardından yeniden başkanlık sistemine geçildi. Ülke halen bu sistemiyle yönetiliyor.
1950'lerde diplomasiyi Ankara'daki İngiltere Büyükelçiliği'nde çalışırken öğrendiğini ve Menderes dönemini çok iyi hatırladığını anlatan Asante'ye göre en iyi yönetim sistemi, "İyi bir başkan tarafından yönetilen bir başkanlık sistemi":
"Başkanlık sistemi, hızlı gelişmeye ve ilerlemeye uygun bir sistem. Halk tarafından desteklenen popüler bir başkan olduğu sürece... Eğer halkın tümü aynı yönde ilerlemek istiyorsa ve büyük bir halk desteği varsa başkanlık iyi bir sistem."Image captionHastings 
Banda, 1960 yılında bir BBC programında
Malavi: 'Kararnamelerle yönetilen parti devletine dönüştü'
Malavi de 1964 yılında parlamenter sistemle bağımsızlığını ilan ettikten sonra 1966'da başkanlık sistemine geçti. Kurulduğu tarihten itibaren ülkeyi başbakan olarak yöneten Hastings Kamuzu Banda o tarihte başkan oldu.
Bugün 73 yaşında olan Cuthbert Kachale, Malavi'nin yaşadığı dönüşümün tanıklarından.
"Malavi başkanlık sistemine geçerek bir diktatörlüğe dönüştü" diyor Kachale:
"İlk başta parlamentonun gücü vardı. Fakat başkanlığa geçince Malavi, Banda'nın kararnamelerle yönettiği bir parti devletine dönüştü."
Banda başkanlığa geldikten 5 yıl sonra, 1971'de "ömür boyu başkan" ilan edilmişti.
'Başkanlığa geçildi, korku krallığı kuruldu'
O dönemde bir bürokrat olan Kachale, başkanlık sisteminde Malavi'nin nasıl yönetildiğini şöyle anlatıyor:

"Yeni uygulamada parlamento seçimlerinde her bölgeden 5 vekil öneriliyor, Banda vekillerden birini seçip parlamentoya atıyordu. Vekilleri atadığı gibi istediği zaman da görevden alıyordu.


"Böylece Malavi tek adamın yönettiği bir ülke oldu. Banda da başkanlığı bunun için istiyordu: Ülkeyi muhalefet olmadan tek başına yönetmek."
Kachale, başkanlığa geçişle birlikte ülkede bir "korku krallığı" kurulduğunu söylüyor. "Bu terör döneminde 20 bin insan yaşamını yitirdi. Banda'ya karşı çıkan herkes ya hapse atıldı ya da öldürüldü" diyen Kachale, başkanlık sisteminde parlamentonun başkanı hiçbir şekilde sorgulayamadığını anlatıyor.
Bugün Zimbabve'de bir eğitim kurumunun başında bulunan Kachale, 1981 yılında Banda rejiminden kaçarak ülkesini terk etmek zorunda kaldı.Image copyrightDHAImage caption
AKP İstanbul Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop
Şentop: Bu ülkelerle Türkiye'yi kıyaslamak çok ayıp
Parlamenter sistemden başkanlığa geçen bu üç ülkenin de benzer şeyler yaşaması, Türkiye'nin de aynı şeyi yaşayabileceği anlamına mı geliyor?
Bu soruyu, AKP İstanbul Milletvekili, partinin Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop'a sorduk.
Sorularımıza yazılı yanıt veren Mustafa Şentop; Türkiye'nin Zimbabve, Gana ve Malavi'yle kıyaslanmasına tepki gösterdi.
"Başkanlık konusunda adını andığınız ülkelerle Türkiye'yi kıyaslamak çok ayıp bir şey. Fransa da başkanlığı tartışıyor, Mugabe gibi mi olacak?" ifadelerini kullanan Şentop, şöyle devam etti:

"Tarihlerinde muhtar seçimlerini bile düzgün yapamayan ülkelerle, demokrasi geçmişi 150 yıla ulaşan, tarihinde hukuk ve adalet esaslı büyük devletler kurmuş Türkiye'yi kıyaslamak bir Oryantalist yaklaşımı.
"Başkanlık tartışması 1967'den beri var Türkiye'de. Tayyip Erdoğan, başkanlık sisteminin ideali olduğunu 20 Nisan 2003'te bir TV programında söylemiştir. Tayyip Erdoğan'ın içinde yer aldığı siyasi hareketler 1969'da parti programına başkanlık sistemini getireceklerini yazmışlardır. Tayyip Erdoğan İstanbul İl Başkanlığı yaparken başkanlık sistemini savunmuştur. Kendisini bizzat dinleyenlerden biri benim. Başkanlık tartışmasının yaklaşık 50 yıllık geçmişi var Türkiye'de."
Bir ülke neden başkanlığa geçer?

Peki parlamenter sistemle yönetilen bir ülke neden başkanlık sistemine geçmeye ihtiyaç duyar?
Austin Teksas Üniversitesi'nden John Gerring, başkanlık sistemine geçmek için genel motivasyonun "iktidarı başkan olacak kişinin elinde yoğunlaştırmak" olduğunu söylüyor.
Chicago Üniversitesi'nden Peter Buisseret'e göre ise bu sorunun "iyi gerekçeler" ve "kötü gerekçeler" olarak iki yanıtı var.

"İyi olanı zayıf koalisyonlarla yönetilen, hükümetlerin sık sık değiştiği ülkelerde görülebilir. Bu ülkeler istikrarlı bir yönetime kavuşmak için başkanlığa geçebilir" diyen Buisseret, şöyle devam etti:
"Kötü olanı ise yürütmenin parlamentoya hesap vermek istemediği ülkelerde gözükür. Bu ülkelerde yürütmenin başındaki kişi kendini parlamentodan bağımsız kılmak ister, her yasa için parlamentonun desteğini almaya çalışmak istemez. Bunun üzerine başkanlığa geçilebilir.
"Özellikle kutuplaşmış, bölünmüş toplumlarda yürütmeyi kontrol etmek çok önemli görülür ve yürütme gücünü elinde bulunduranlar, parlamentodaki çoğunluğu kaybetseler bile yürütmeyi mümkün olduğunca uzun süre ellerinde tutmak için başkanlık sistemine geçmek isteyebilir."
Onur EremBBC Türkçe

Rusya postunu koyunca Erdoğan geri adım attı Sahi neden girmişti Suriye'ye?



Rusya postunu koyunca Erdoğan geri adım attı Sahi neden girmişti Suriye'ye?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat Kalkanı operasyonuyla ilgili sözlerinde, Rusya’dan gelen tepkilerin ardından geri adım attı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat Kalkanı operasyonuyla ilgili sözlerinde, Rusya’dan gelen tepkilerin ardından geri adım attı. Erdoğan, “Fırat Kalkanı operasyonunun hedefi de herhangi bir ülke veya kişi değil, sadece terör örgütleridir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tepkilere neden olan “Devlet terörü estiren zalim Esed'in hükümdarlığına son vermek için biz oraya girdik” açıklamasının “başka yere çekildiğini” öne sürdü.




Saray’daki muhtarlar toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’da gelen tepkilerin ardından şunları söyledi: 

“KİMSENİN BİR ŞÜPHESİ OLMASIN”
“Türkiye bölgedeki operasyonlarıyla Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal etmek değil tam tersine sınırlarını terör örgütlerinden temizlemek amacı güdüyor. 
Hemen yanı başımızda DEAŞ, PYD, YPG gibi terör örgütlerinin cirit attığı yerler oluşmasına asla izin veremeyiz. 
Irak ve Suriye devletleri kendi halklarını bir arada tutabilecek iradeyi gösterip terör örgütlerine karşı gereken mücadeleyi verebilseydi, bizim halen yürüttüğümüz operasyonlara ihtiyaç kalmazdı. 
Fırat Kalkanı operasyonunun hedefi de herhangi bir ülke veya kişi değil, sadece terör örgütleridir. Defalarca dile getirdiğimiz bu hususta kimsenin bir şüphesi olmasın, söylediklerimizi de kimse başka bir şekilde yorumlamasın, başka yere çekmesin.” 
Odatv.com

Hakan Fidan Hakkında Şok Eden İddia!! BAKIN DARBE GECESİ NE YAPMIŞ !

Hakan Fidan Hakkında Şok Eden İddia!! BAKIN DARBE GECESİ NE YAPMIŞ !
Hakan Fidan darbe gecesi yaşgünü mü kutluyordu?…
Çocuklarını yurt dışına mı?… 
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın darbe gecesi.
CHP’li Aytun Çıray, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın darbe gecesi 20.00-21.00 arasında bir doğum günü partisine katılıp katılmadığı, darbe sonrası çocuklarını yurt dışına götürüp götürmediğini sordu.
15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu çalışmalarını sürdürüyor. Geçtiğimiz hafta patlama nedeniyle Komisyon toplantısına katılamayan Adana Emniyet Müdürü, bugünkü toplantıya da yurt yangını nedeniyle katılamadı.

Dinlemelere geçilmeden önce Komisyon’un CHP’li üyesi Aytun Çıray söz aldı. Darbe gecesinin en karanlık saatlerinin 15.00-22.00 saatleri olduğunun altını çizen Çıray, bu karanlık anların aydınlatılması için başta MİT Müsteşarı Hakan Fidan olmak üzere Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Komisyon’a davet edilmesi için oylama yapılmasını istedi.
MHP’li Komisyon üyesi Mehmet Erdoğan da iki ismin yanı sıra cezaevinde bulunan Mehmet Partigöç ve Mehmet Dişli’nin dinlenmesi gerektiğini söyledi. Örgütün siyasi ve mali ayağıyla ilgili de bilgi alınamadığını söyleyen MHP’li Erdoğan, Komisyon çalışmasının bir ay uzatılmasının oylanmasını talep etti.
Yeniden söz alan CHP’li Çıray, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la ilgili bazı sorular sorarak bunların yanıtlanmasını istedi. Çıray, “Fidan buraya gelirse önemli sorularımız olacak. Örneğin 15 Temmuz gecesi saat 20.00 21.00 arası lüks konutlarda Beştepe’de bir arkadaşıyla yaş günü toplantısına katılıp katılmadığını, aynı zamanda darbeden sonra ailesini Ortadoğu’daki bir ülkeye götürüp götürmediğini soracağız. Yine başbakanla son 1-1.5 ayda görüşüp görüşmediğini soracağız” ifadelerini kullandı.
GÜLEN-PAPA GÖRÜŞMESİNDE ARACI KİM?
Komisyonun AKP’li üyesi Selçuk Özdağ da Fethullah Gülen’le Papa görüşmesini hatırlatarak, bu görüşmede davetin hangi taraftan geldiği, bu görüşmedeki aracının kim ve hangi partiye mensup olduğunun Dışişleri Bakanlığı ve Vatikan’a sorulmasını istedi. Özdağ, “Bu kişi çok önemlidir. Ortaya çıktığında Türkiye’de yer yerinden oynayacaktır” dedi.

KILIÇDAROĞLU’NUN ABD SEYAHATİ
Özdağ, ayrıca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 17-25 Aralık öncesi yaptığı ABD seyahatini gündeme getirdi. ABD’deki görüşmelerde Dışişleri yetkililerinin bulunup bulunmadığı, hangi enstitüye gidildiğini ve Gülen’le ilişkili enstitüde hangi genel başkan yardımcıları ile görüşüldüğü, cemaatle ilişkili kişilerin bugünkü durumlarının sorulması için CHP Genel Merkezi’ne yazı yazılmasını istedi.
‘DARBE GECESİ LİDERLERİN HTS KAYITLARI ÇIKARILSIN’
Özdağ’ın talebine CHP’li Aykut Erdoğdu tepki gösterdi. Erdoğdu, “Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra eski Başbakanlar Davutoğlu ve Erdoğan’ın, mevcut Başbakan Yıldırım’ın da Gülen’le irtibatını araştıralım. 2011 yılından başlayarak bunları ortaya çıkartalım” dedi. Erdoğdu ayrıca, darbe gecesi liderlerin nerede olduğunun da HTS kayıtlarıyla ortaya çıkartılmasını istedi.
http://www.bidoluhaber.tv/

Metropoll'ün son seçim anketinde CHP sürprizi! Erdoğan’a Başkanlık Şoku! Sencar, başkanlık sisteminin referandumda AKP için çantada keklik olmadığını söyledi




Metropoll'ün son seçim anketinde CHP sürprizi! Erdoğan’a Başkanlık Şoku!
Sencar, başkanlık sisteminin referandumda AKP için çantada keklik olmadığını söyledi
Metropoll Araştırma Şirketi'nin sahibi Özer Sencar, yaptıkları son seçim anketine göre partilerin oy oranlarını açıkladı.
Sencar, başkanlık sisteminin referandumda AKP için çantada keklik olmadığını söyledi.
'AKP ile MHP'nin yeni anayasakonusunda anlaşıyor olması, değişikliğin referandumda kabul edileceği anlamına gelmiyor' diyen Sencar, seçmenlerin yüzde 51'inin başkanlık sisteminin karşısında olduğunu söyledi.
RS FM'de Yavuz Oğhan'ın hazırlayıp sunduğu 'Bidebunudinle'de konuşan Sencar, yüzde 10’luk bir kesimin kararsız olduğunu söyleyerek esas belirleyici olanın da bu yüzde 10 olduğunu ifade etti.
Sencar, "Kararsız yüzde 10’u yanına çekmeyi başaran kazanır" dedi.
'REFARANDUMA OHAL’DE GİDİLMEYECEKTİR'
Sencar, OHAL sürecinde sandığa gitmenin demokratik olmayacağı tartışmasına ilişkin olarak, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın karakterini düşündüğümüzde OHAL’de sandığa gidilmesini istemeyecektir. Zira ‘OHAL’de kazandın’ dedirtmez. Dolayısıyla OHAL’de refaranduma gitme ihtimali yoktur" ifadelerini kullandı.


​'AKP’NİN OYU DÜŞERKEN CHP YÜKSELİŞTE'
Bugün seçim olsa hangi parti yüzde kaç oy alacak sorusuna yanıt veren Sencar, Kasım ayında bir önceki aya göre CHP’nin 3 puanlık bir artışla 23.5’tan 26.5’a yükseldiğini belirtti.
Sencar, AKP’nin de yüzde 3’lük bir düşüş kaydettiğini ifade etti. AKP'nin oyları Ekim ayında yüzde 53 iken Kasım ayında yüzde 49.5’e düşmüş. Sencar, MHP’nin oy oranı yüzde 11.5, HDP’nin oy oranı ise yüzde 10.7 olarak göründüğünü ifade etti.
AKP : % 49,5
CHP : % 26,5
MHP : % 11,5
HDP : % 10,7
(Kaynak: Sputnik)

Küba Büyükelçisi'nden Fidel ile Erdoğan'ı karşılaştıran yandaş yazara yanıt: Yazdıklarınız cehaletinizi gösteriyor

Resim Saadet Demir Yalçın eseridir
Küba Büyükelçisi'nden Fidel ile Erdoğan'ı karşılaştıran yandaş yazara yanıt: Yazdıklarınız cehaletinizi gösteriyor
Küba Büyükelçisi, Mustafa Akyol'un Küba Devrimi'nin tarihsel lideri Fidel Castro ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı karşılaştıran yazısına yanıt vererek, "yazdıklarınızın cehalet düzeyini gösterdiğini ifade etmeme izin verin" dedi.
Hürriyet Daily News'te "Why the Turkish left hates Erdoğan but loves Castro" ("Neden Türkiye solu Erdoğan'dan nefret eder ama Castro'yu sever") başlıklı bir yazı kaleme alan Mustafa Akyol, Erdoğan ile Fidel'i birbirine benzetti.
Yazıda, Fidel'in "diktatör" olduğunu öne süren Akyol, Erdoğan eleştiriliyorsa, aynı eleştirilerin Fİdel'e de yapılması gerektiğini iddia etti. Yazıda Fidel'in "devrimci", "ilerici" ya da "anti-emperyalist" olmasının birönemi olmadığı öne sürüldü.
Yandaş yazarın yazdıklarına, Küba Büyükelçisi Alberto Gonzalez Casals yanıt verdi. "Fidel Castro'yu tanımıyorsunuz, Küba'nın tarihi hakkında hiçbir fikriniz yok" diyen Casals, Akyol'un yazdıklarının cehaletini gösterdiğini söyledi.
Casals'ın Akyol'a yanıtı:
"Yazdıklarınızın cehalet düzeyini gösterdiğini ifade etmeme izin verin. Fidel Castro’yu tanımıyorsunuz, Küba’nın tarihi hakkında hiçbir fikriniz yok ve saçma ve yaralayıcı sözleriniz, Küba karşıtı basının aşağı ve kötü bir kuklası gibi hareket ettiğinizi gösteriyor. 
Yazınız saygısızca; yalnızca liderimizi kaybetmenin acısını yaşamakta olan Küba halkına karşı değil, Türk halkının kendisine karşı da. Biliyorsunuz şu günlerde milyonlarca Türk, Fidel Castro’ya olan saygısını ifade etti. Yalnızca, nefret ettiğiniz ve tiksindiğiniz açık olan soldan değil, büyük ülkenizin bütün kurumlarından, bütün siyasi, toplumsal, dini kesimlerinden insanlar saygılarını dile getirdiler.
Sözlerinizin yol açtığı yara, onları Kübalılar için son derece zor bir anda yayınlamış olmanızla birlikte ikiye katlanmış durumda. Dünyadaki milyarlarca insanın duygularına ortak olmanızı istemiyoruz, çünkü görüldüğü kadarıyla ‘farklıyı oynayarak’ dikkat çekmekten zevk alanlardan olduğunuz anlaşılıyor; istediğimiz şey saygı göstermeniz. Yazınız, zıt görüşler arasında bile var olması gereken en temel onur ve saygı kurallarını dikkate almamıştır.
Havana’dan Santiago de Cuba’ya kadar tüm Küba’dan gelen görüntüler, liderimiz için ağlayan bütün Küba halkının görüntüleri fikrinizi değiştirmeniz için yeterli değil mi? Yoksa yalnızca Miami televizyonunu mu izlemeyi tercih ediyorsunuz?
Sizin kendi liderlerinize bile saygınız yok. Latin Amerika’da Mustafa Kemal Atatürk’ün imajını yücelten kişinin Fidel Castro olduğunu muhtemelen bilmiyorsunuz. Bütün Türklerin kahramanı olan Atatürk’ün anısına Küba’da adım atılmasını Fidel Castro sağladı. Küba’daki Atatürk büstünü Fidel Castro dikti, çünkü onun fikirlerine inanıyordu ve onun fikirlerinden ders almıştı.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir şey demek istiyorsanız cesur olun ve dolambaçsız konuşun. Zehrinizi salmak için numaralara başvurmanız ve liderimizin kişiliğini kullanmanız kabul edilemez."
Daha fazlası için
Facebook İNSAN 'ı Beğenin
insan
https://www.facebook.com/insaninsanca1/