31 Aralık 2016 Cumartesi

2017 Milli Piyango Yılbaşı çekilişi amorti, son 2 3 ve 4 rakamına göre kazanan numaralar kazanan sonuçlar neler ?




 Milli Piyango Yılbaşı çekilişi amorti, son 2 3 ve 4 rakamına göre kazanan numaralar kazanan sonuçlar
Birkaç saat sonra TRT1 ekranlarında canlı olarak izleyebileceğimiz yılbaşı çekilişi sonuçları için heyecan dorukta. Milyonlarca kişiye ise büyük ikramiye değil amorti vuracak. Peki 2017 Milli Piyango yılbaşı çekişilinde amorti kaç ? 2017 milli piyango yılbaşı çekilişinde son 2 rakamına göre sonuçlarda kim kazandı ?

2017 Yılbaşı Milli Piyango Bilet sonuçları.. Milyonlarca kişi satın aldığı bilete büyük ikramiye vurup vurmadığını oldukça merak ediyor. TRT 1 ekranlarında 19.00 saatinde canlı olarak takip edeceğiniz çekilişi herkes sabırsızlıkla bekliyor. 1 Ocak sabahı açıklanacak Yılbaşı Bileti sorgulamak için yarın sabahı milyonlarca kişi dört gözle bekliyor.
Milli Piyango'nun yilbasi ikramiyesinde bu yilki amorti numaralari 0 - 5 oldu
Yılbaşı çekiliş sonuçları listesi açıklanır açıklanmaz sonuçları ve kazanan numaraların sorgusunu sitemizi takip ederek yapabilirsiniz.. Bu yıl büyük ikramiye 60 milyon TL olarak belirlenmişti. Çekilişin ardından gözler büyük ikramiyeyi kazanan kişide olacak. Bu gece açılacak olan 2017 Yılbaşı Milli Piyango bileti sorgulama ekranını kullanarak büyük ikramiyenin size vurup vurmadığını kolaylıkla öğrenebilirsiniz.


Birçok kişi heyecanla ve dört gözle çekilişin yapılacağı saati ve büyük ikramiye talihlilerinin açıklanmasını bekliyor. Milli Piyango 2017 çekilişi saat kaçta yapılacak ? Milli Piyango sonuçlarını nerden öğrenebilirim ? Biletime büyük ikramiye isabet etmiş mi ? bu soruların cevabı ve daha birçok milli piyango 2017 bileti sorularınız için bizden ayrılmayınız...

Milli Piyango Yılbaşı Özel Çekilişi Hangi Kanalda?
TRT 1 ekranlarından naklen yayınlanacaktır.
Çekiliş Saat Kaçta Başlayacak?
Saat 19:00'da başlayacak ve 100.000 TL ikramiye için 7 küre olarak 20 adet çekim yapılacaktır.
Büyük ikramiye olan 60 Milyon için ise MilliPiyango.gov.tr üzerinden belirtilen yayın akışına göre çekiliş saati 23:30-23:45 aralığıdır.


Milli Piyango 2017 Yılbaşı Özel Çekilişi Canlı Yayın Akış Planı


1 - 19.00-21.00 7 KÜRE 100.000 TL 20 ADET
2 - 23.00-23.05 1 KÜRE AMORTİLER 60 TL 2 ADET
3 - 23.05-23.10 7 KÜRE 500.000 TL 1 ADET
4 - 23.10-23.15 7 KÜRE 1.000.000 TL 1 ADET
5 - 23.15-23.20 7 KÜRE 2.000.000 TL 1 ADET
6 - 23.20-23.25 7 KÜRE 5.000.000 TL 1 ADET
7 - 23.25-23.30 7 KÜRE 10.000.000 TL 1 ADET
8 - 23.30-23.45 7 KÜRE 60.000.000 TL 1 ADET
60 milyonluk dev ikramiye
Piyango yılbaşı özel çekilişinin büyük ikramiyesi 60 milyon lira olarak belirlendi. Çekiliş kapsamında verilecek toplam ikramiye tutarı ise 348 milyon 180 bin lira olacak.

Milli Piyango İdaresi yetkililerinden aldığı bilgiye göre, 31 Aralık 2016'da yapılacak yılbaşı özel çekilişinde 60 milyon liralık büyük ikramiyenin yanı sıra 1 adet 10 milyon lira, 1 adet 5 milyon lira, 1 adet 2 milyon lira, 1 adet 1 milyon lira ve 1 adet de 500 bin liralık ikramiye verilecek.

Milli Piyango yılbaşı özel çekilişi kapsamında ödenecek ikramiye tutarı ise 348 milyon 180 bin lira olacak. Tam bilet 60, yarım bilet 30, çeyrek bilet de 15 liradan satılacak. Yılbaşı özel çekiliş biletleri, 29 Kasım Pazar gününden itibaren piyasaya sürülecek.



İkramiyeler son 10 yılda katlandı
Milli Piyango İdaresi verilerine göre, bu yıl 60 milyon lira olarak belirlenen büyük ikramiye, son 10 yılda büyük artış gösterdi.
Büyük ikramiye, 2007 ve 2008 yıllarında 25 milyon lira olmuştu. Bu rakam 2009'da 30 milyon lira, 2010'da 35 milyon lira, 2011'de 40 milyon lira, 2012'de 45 milyon lira, 2013 ve 2014'te ise 50 milyon lira olarak belirlenmişti. Geçen yıl ise büyük ikramiye olarak 55 milyon lira verilmişti.

FETÖ Reina Saldırısının Fragmanını Yıllar Önce STV'de Yayınlamış İzleyelim-Paylaşalım




FETÖ Reina Saldırısının Fragmanını Yıllar Önce STV'de Yayınlamış İzleyelim-Paylaşalım
FETÖ'nün yayın organı STV'de büyükelçi suikastinin yayınlandığı dizinin bir sonraki bölümündeki Noel sahnesi dikkat çekmişti. Noel Baba kılığında oyuncaklara bomba gizleyerek yapılacak bir saldırının haberini veren sahnelerde Noel Baba kılığında bir kişinin terör saldırısı senaryolaştırılmıştı.

FETÖ'nün kapatılan kanalı Samanyolu TV'de Rus büyükelçi suikastını neredeyse birebir yayınla 'Kollama' dizisi büyük ses getirmişti. Büyükelçi cinayeti dizide 89. bölümde sahnelenirken dizinin 90.bölümünde Noel Baba kılıklı bir terörist canlı bomba eylemi yapmak için bir okula gidiyor.


Bu görüntüler akıllara bugün İstanbul'da bir gece klübünde gerçekleştirilen terör saldırısını akıllara getirdi.



Reina'da Noel Baba kostümlü saldırı İstanbul Beşiktaş'ta bulunan Reina adlı mekanda terör saldırısı gerçekleşti. 34 kişi hayatını kaybederken, bir polis de şehit oldu.görüntüler ve detylar.





Reina'da Noel Baba kostümlü saldırı İstanbul Beşiktaş'ta bulunan Reina adlı mekanda terör saldırısı gerçekleşti. 34 kişi hayatını kaybederken, bir polis de şehit oldu.
Tüm görüntüler ve detaylar.

İstanbul Beşiktaş'ta bulunan Reina adlı mekanda terör saldırısı gerçekleşti. 34 kişi hayatını kaybederken, bir polis de şehit oldu.


İstanbul Ortaköy'de Reina isimli gece kulübünde terör saldırısı gerçekleşti.
Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.
VALİ ŞAHİN OLAY YERİNDE

Terör saldırısının ardından İstanbul Valisi Vasip Şahin olay yerine gitti.
35 VATANDAŞIMIZ HAYATINI KAYBETTİ

Olay yerinde incelemede bulunan İstanbul Valisi Vasip Şahin, "En az 35 vatandaşımız hayatını kaybetti, 40 yaralı var" dedi.
Şahin yaptığı açıklamada, "Saat 01.15 sıralarında bir terörist uzun namlulu silahla önce kapı önünde bekleyen polis memurumuzu şehit ederek, sonra bir vatandaşımızı şehit ederek içeri girmesi sonucu maalesef içeride çok vahşice, acımasızca, orada sadece yılbaşını kutlamak ve eğlenmek üzere gelmiş masum insanların üzerine çok acımazca kurşun yağdırarak maalesef bugünkü olayı meydana getirmiştir.


Bu bir terör saldırısıdır. Şu ana kadar kadar yapılan tespitlere göre en az 35 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bunların bir tanesi polis memuru, yine en az 40 yaralımız hastanelerde tedavi altındadır. Konuyla ilgili detaylı araştırmalar yapılıyor. Arkadaşlar onun üzerinde çalışıyor. Bundan sonra daha detaylı açıklamalar sizlerle ayrıca paylaşılacaktır. Şu anda paylaşabileceğim kısaca bilgiler bunlardır" dedi.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE BAŞBAKAN YILDIRIM AYRINTILI BİLGİ ALDI


Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan'ı arayarak ayrıntılı bilgi aldı.
Olaydan büyük üzüntü duyan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, gelişmeleri yakından takip ettiği, can kayıpları ve yaralıların durumu hakkında da bilgi aldığı kaydedildi.
TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ İDDİASI

Terör saldırısının ardından Noel Baba kostümünü olay yerinde bırakarak kaçan teröristin etkisiz hale getirildiği iddia ediliyor.
TERÖRİSTİ TAŞIDIĞI İDDİA EDİLEN TAKSİ İNCELENİYOR

Teröristi taşıdığı iddia edilen taksi, polis ekipleri tarafından inceleme altına alındı.


OBAMA'DAN AÇIKLAMA

Ortaköy'deki gece kulübünde yaşanan terör saldırısı nedeniyle başsağlığı dileyen ABD Başkanı Barrack Obama, Türkiye'ye yardım teklifinde bulundu.
APPLE CEO'SUNDAN AÇIKLAMA


Sevgili Türkiye, acınızı ve üzüntünüzü paylaşıyoruz. #Istanbul kalbimiz sizinle. 
Apple CEO'su Tim Cook, Ortaköy'deki terör saldırısı ile ilgili üzüntülerini dile getirdi.
TERÖRİSTİN GÖRÜNTÜSÜ ORTAYA ÇIKTI


Reina'daki silahlı saldırıyı gerçekleştiren teröristin, Noel Baba kılığında olduğunu gösteren görüntüler ortaya çıktı.
GÖRGÜ TANIKLARI: NOEL BABA KILIĞINDAYDI

Görgü tanıklarının iddiasına göre, Noel Baba kılığında uzun namlulu silahla saldırı yapıldı.


NOEL BABA KOSTÜMÜNÜ ÇIKARDI

NTV muhabiri Göktan Bedük canlı yayında, Noel Baba kostümlü teröristin kıyafeti çıkardığını söyledi.
35 kişiyi acımasızca katleden teröristin, saldırıyı gerçekleştirdikten sonra Reina'dan kaçtığı anın görüntüsü ortaya çıktı.


PANİKLEYEN VATANDAŞLAR DENİZE ATLADI

Saldırının ardından panikleyen bazı vatandaşların denize atladığı, sahil güvenlik botları tarafından kurtarıldıkları öğrenildi.


BAKAN BOZDAĞ'DAN AÇIKLAMA

Reina'daki terör saldırısıyla ilgili Twitter hesabından açıklama yapan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Türkiye'mize, huzurumuza, birliğimize, kardeşliğimize ve hepimize yapılmış kalleş ve hain bir terör saldırısıdır" dedi.
5)Terörün kökünü kazımak için Türkiye, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kararlı ve etkin mücadelesini sürdürecek/terörü,bitirecektir.


BAKAN ARSLAN:TERÖRÜN KİRLİ, KANLI, ŞEREFSİZ YÜZÜ

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, İstanbul'daki terör olayıyla terörün kirli, kanlı, şerefsiz yüzü bu akşam bir kez daha gösterdiğini söyledi.
Arslan, şöyle konuştu:

"Ne yazık ki gece yarısı İstanbul'daki terör olayı, terörün kirli, kanlı, şerefsiz yüzünü bu akşam bir kez daha gösterdi. Biri şehit polisimiz olmak üzere 35 cana kıydılar, yaklaşık 40 yaralı var. 35 cana kastetmek nasıl tarif edilir, nasıl açıklanabilir.
Lanetlemek dışında şu an bir şey söyleyemiyoruz ama söylenebilecek şu an tek şey var, ülkemiz 780 bin kilometre karesinde 79 milyonuyla 15 Temmuz'da olduğu gibi terörün her türüne karşı sonuna kadar mücadelesini devam ettiriyor. Ülkemiz sınırları dışında, ülkemize ve huzurumuza kastedecek terör örgütleri veya teröristelere karşı sınır dışında da mücadelemiz sonuna kadar devam ediyor"


Arslan, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifa dileyerek, terörle mücadelenin son terörist bu ülkeden temizleninceye kadar devam edeceğini bildirdi.
"Terör, istediği kadar kanlı yüzünü göstersin, bu tam tersine insanımızın daha fazla birlik, beraberlik içinde millet olma şuuruyla hareket etmesini güçlendiren unsurlar haline geleceklerdir" diyen Arslan, hiçbir şekilde terör amacına ulaşma, insanımızın huzurunu kaçırma anlamında emeline ulaşamayacağını kaydetti.
Topyekun mücadelenin Cumhurbaşkanından başlayarak, hükümetiyle, meclisiyle, vatandaşıyla devam edeceğine dikkati çeken Arslan, "Bu mücadele de ön safta duran silahlı kuvvetlerimiz başta olmak üzere güvenlik güçlerimize, korucularımıza kolaylıklar diliyorum" dedi.
YAYIN YASAĞI GETİRİLDİ

RTÜK, İstanbul'daki terör saldırısına ilişkin, Başbakanlık tarafından geçici yayın kısıtlaması getirildiğini bildirdi. 


Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan (RTÜK) yapılan yazılı açıklamada, 15/02/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 7'nci maddesinde "milli güvenliğin açıkça gerekli kıldığı hallerde veya kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasının muhtemel olduğu durumlarda" geçici yayın yasağı getirilebileceğinin öngörüldüğü belirtilerek, "01/01/2017 tarihinde İstanbul ilinde meydana gelen silahlı saldırının da anılan hüküm çerçevesinde olduğu değerlendirildiğinden söz konusu olayla ilgili, geçici yayın yasağı getirilmesi uygun görülmüştür." ifadelerine yer verildi. 
Açıklamada şunlar kaydedildi: 

"Medya hizmet sağlayıcıları tarafından; anılan saldırıya ilişkin olarak yapılacak yayınlarda 6112 sayılı Kanunda ve diğer kanunlarda sayılan yayın ilkelerine uyulması, toplumda korku, panik ve kargaşa oluşturabilecek, terör örgütlerinin amaçlarına hizmet edebilecek yayınlardan kaçınılması ve bu çerçevede; saldırıya ilişkin olarak, saldırı sonrası olay yeri, kamu görevlilerinin olay yerinde yürüttükleri çalışmalar, varsa saldırı sonucu yaralanan ya da hayatını kaybeden kişilere ait görüntü, görsel öğe ve benzeri unsurlara ve bunlarla ilgili abartılı anlatımlara, olayın aydınlatılması, şüphelilerin yakalanması ve irtibatlarının deşifre edilmesinin engellenmemesi için, resmi makamlarca yapılan açıklamalar dışında olaya iştirak etme şüphesi bulunan kişilere, bu kişilerin bulundukları yerlere, kullandıkları araçlar ve benzeri diğer hususlar yayınlarda kesinlikle yer verilmemesini içermektedir. Tüm medya hizmet sağlayıcıların dikkatine sunulur."

2016 da öğrendiğimiz bilimsel gerçekler



2016 da öğrendiğimiz bilimsel gerçekler

Güneş sisteminde dokuzuncu bir gezegen olabilir, penis kemiği insanlar tek eşli yaşamaya başladıktan sonra kaybolmuş olabilir, ebeveynleri eğitmek otizm şiddetini azaltıyor... İşte Yeşilist'in derlemesiyle 2016'da öğrendiklerimiz:

1- Einstein’ın teorilerinde bahsettiği ağırlık dalgalarının varlığı, bilim insanları tarafından ispatlandı.
2- Yalnızca 4 ışık yılı uzağımızda Dünya benzeri bir gezegen bulunuyor.
3- Bir bilgisayar Go oyununun dünya şampiyonunu yenebilir.

4- Zika virüsü, mikrosefali adlı beynin düzgün gelişmesini engelleyen hastalığa sebep olabilir.
5- Zürafaların tek bir tür olmadığı, 4 farklı zürafa türü olduğu ortaya çıktı.
6- Britanya’da yaşayan bazı sincaplarda Orta Çağ’daki insanlarda görülen cüzzam hastalığına rastlandı.
7- Tanzanya’da 54 milyar küplük helyum gazı rezervi bulunuyor.
8- Yunan adalarından birinde doğal yollarla oluşmuş bir kaya grubu, su altında kayıp bir şehir görünümüne sahip.
9- 400 yaşında olduğu tahmin edilen, yavaş hareket eden dev bir köpekbalığı bulundu.

10- Penis kemiği olarak bilinen baculum, insanlar tek eşli yaşamaya başladıktan sonra kaybolmuş olabilir.
11- Bilinen en büyük asal sayı 274,207,281 Bu sayı bir önceki rekor sayıdan 5 milyon hane daha fazla.
12- Güneş sisteminde Dünya’nın 10 katı büyüklükte ve yörüngesi Neptün’den ortalama 20 kat daha uzakta olan dokuzuncu bir gezegen olabilir.
13-
Dünya’nın, adı (469219) 2016 HO3 olan ikinci bir Ay’ı (daha doğrusu çeyrek uydusu)bulunmakta.
14- 99 milyon yıl önce küçük bir ejderha, kuyruğunu ambere kaptırmış ve kuyruk tüyleri günümüze kadar ulaşmış durumda.
15- Plüton’un atmosferi bizim düşündüğümüzden daha yoğun ve soğuk.

16- Bu cüce gezegenin kalp şeklindeki yüzeyinde de birbirine hiç benzemeyen araziler bulunuyor.
17- 1,7 ve 3,2 milyon yıl önce bazı yıldızlar Dünya’nın çok yakınında süpernova gerçekleştirdiler.
18- Kayıp uzay gemisi Philae’nin kalan son parçası 67P/Churyumov-Gerasimenko, büyük bir kayanın gölgesinde bulunuyor.
19- 320 ışık yılı uzaklıkla 3 Güneş’e sahip dev bir gezegen bulunuyor.
20- Yavru ördekler ‘aynı’ ve ‘farklı’ konseptlerini ayırt edebilirler.
21-
Tüysüz köstebek fareleri kansere tamamen bağışıklık sahibi değiller.
22- Tardigradlar 30 yıl boyunca dondurulduktan sonra yaşamlarına devam edebilirler.

23- Morina balıkları bölgesel olarak farklı aksanlara sahip olabilirler.
24- Klonlanan hayvanlar geç yaşlara kadar sağlıklı bir şekilde büyüyebilirler. Dolly’nin 4 klonu da ciddi hiçbir hastalığa yakalanmadan yaşlandılar.
25- Son 20 yılda İngiltere ve Galler’deki bunama oranları düşüş gösterdi.
26- Londra gibi büyük şehirlerde bisiklete binmek, hava kirliliğinin olumsuz etkilerini yok ediyor.
27- Ebeveynlere otizmli çocuklarla farklı etkileşim yollarını öğretmek, otizmin şiddetinde azalma sağlıyor.
28- Küfretmek, sözük hazinesinin darlığına işaret etmek zorunda değil.

29- Gezegenimizde yaşayan insanların üçte biri, bulundukları yerden Samanyolu’nu göremiyorlar.
30- Dinazorların yok olmasına sebep olan şey muhtemelen isti.
31- Karbondioksit, İzlanda’daki yer altı volkanik kayalarıyla birleştiğinde taşa dönüşüyor.
32- En saf ve büyük elmaslar Dünya yüzeyinin yüzlerde kilometre altındaki sıvı metallerin içerisinde oluşmuş.
33- Antartika’daki ozon tabakasındaki hasar iyileşiyor.

“Dikkat! Göz göre göre kanser oluyoruz!”




“Dikkat! Göz göre göre kanser oluyoruz!”

“Gerçekleri açıklarsam Türkiye sarsılır” diyen Prof. Erkan Topuz’un verdiği bilgiler tüyler ürpertici! İşte kansere yol açan nedenler…
Esra Ceyhan’ın Kanal D’deki programına konuk olan İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalarda bulundu.Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.
Bulaşık deterjanlarından, halıların temizliğine kadar çok önemli ayrıntılar…
“Benim mücadelem bu yaştan sonra halkımızı kanserden korumaktır. Kanser tedavisi sonra geliyor. Bir korunma bin tedaviden evladır. Bunları ilk defa duyuyorsunuz ama gerçek bunlar. Ben bunları kendimi bu işe adadığım için anlatıyorum. Bu anlattıklarımı Türkiye ilk defa duyuyor. Belki dünyada da çok az duyan vardır” diyen Prof. Dr. Erkan Topuz, herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı.

İŞTE SARISICI AÇIKLAMALAR
-Evde, sokakta giydiğimiz ayakkabılarla dolaşılmamalı
Eğer evde ayakkabı ile geziyorsak dışarıdan geldiğimiz ayakkabıları çıkartıp başka bir ayakkabı giymeliler. Çünkü dışarıdan giydiğimiz ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden bir tanesidir. (Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasallar, egzozdan çıkan gazlar vs)
-En tehlikeli yer:
HalıHalı bütün pestisitleri tutar. Bu nedenle alıların temizliğine dikkat ediniz. Kesinlikle deterjanla temizlemeyin. Sirkeli su ile silin.
-Deterjan kullanınca muhakkak eldiven giyilmeli

Plastik eldiven kullanmayın, içine izci eldiveni giyin. Çünkü deterjanlar alerjiktir ve ufak dozlarda alındığı takdirde kronik olarak kanserojendir. (İzci eldiveni: Pamuk eldiven)
-Bulaşık makinasında kullandığınız deterjan da petrol ürünü, yani kanserojen!
Ne kadar yıkarsa yıkansın kalıntılar kalabilir. Eğer sağlığınızı düşünüyorsanız çıkardığınız bulaşıkları sirkeli suyla ya da limonlu suyla silin.
-Her türlü deterjandan kaçının!
Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve çok aşırı miktarda suyla duruluyoruz.
-Beyaz olan her türlü iç çamaşırı, yeni aldığında en az 2 kere kaynatılmalı!
Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.

-Kanserle mücadele anne karnında başlar
Anne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü bilinçsizce alınınca vitaminin içindeki kobalt, bazı aşırı miktarda minareller…
Doktor bir tane yut diyordur ama çocuk gelişsin diye bir kaç tane yutuyorlar. Bu çocukta birikime sebep olabilir ve kansere neden olabilir.
-Gökkuşağının 7 rengini, ne buluyorlarsa, günde en azından 3-5 tane yenmeli!
Her bir renkte bir şeyler var.

-Gebeler, haftada 2 kez kırmızı et yemeli!
Özellikle balıkla beslensinler. Sağlıklı bir insanın kansere yakalanmaması için, bebeğin daha anne rahmindeyken vücudunun direncinin artması ve zehirleri alarak bağışıklık sisteminin bozulmaması lazım.
-Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeli
Zehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor.
-Sebzeler, mevsiminde dondurulup saklanmalı!
Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA’yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar.

-Radyasyon; kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biri!
Televizyondan çok uzak duralım.
-Çocuklara haftada 2 kez balık çorbası
Ama içine zerdeçal koymak suretiyle…Soğan, sarımsak ve o mevsimin sebzesiyle yapmalısız. Çocuk anne karnındayken bu terbiyeyi almaya başlamalı.
-Gebeler haftada 1 kilo balık tüketmeli
Bu miktarın üzerinde balık tüketilmesine karşıyız. Çünkü en steril balıkta bile az civarda civa vardır. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara’nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz.
-Kızartma için en uygun yağ; kanola yağı

Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir.
-Çocuklar, fast food türü yiyecekleri 15 günde bir yemeli
Ama haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin.
-Çocuklar meyve ve yoğurdu bol tüketmeli
Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır.
-Çocukları, üç beyazdan; un, şeker ve tuzdan uzak tutmalı

Belki tuzcular üzülecekler ama Konya’ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye’nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü’müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın. Çünkü tuz da kanserojendir.
-Amerika’daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdır
Ucuz beslenmedir.
-En faydalı gıdalardan birisi ceviz
Daha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz.
-Elma mutlaka yenilmeli!

-Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalı
Porselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır.
-Dikkat; meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor!
Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse.
-Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğu çöpe atılmalı
İstediğiniz kadar yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok.
-3 ayda bir su değiştirilmeli

Çok muhteşem sularımız var ama ne olursa olsun tabiatı rezil ediyoruz. Satın aldığımız sularda az miktarda da olsa kanserojen dozlar karışabilir. Bunlar kontrollü sular ama 3 ayda bir değiştirmek gerekiyor.
-Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar, kaplar, plastik herhangi bir şey…
Ben ona girmiyorum bu lafı söylersem yer yerinden oynar. Bu plastikler ev yapımına girdiler. Doğrudan doğruya inşaat malzemesi olarak kullanıyorlar. Çok bilinçli olun, çok iyi markalar kullanın. Bunları söylemem demek Türk ekonomisiyle oynamam demek. Ben insanlara kendimi adadım, onun için kimseden korkmuyorum açık açık söylüyorum.

-Meyve suyu, posasıyla tüketilmeli
Biz kanserli hastalara suyunu veriyoruz. Meyve suyuna geçmeyen çok madde posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz.
-Bakır, özellikle beyin tümörlerinde ön plana çıkıyor
Çok iyi kalaylı olursa bu etki azalıyor. Ama kulağınıza bakır küpe bile takmayın.
-Çocuklar, yeşil plastik sahalarda oynamamalı
Plastik çimenler sentetiktir ve kanserojen madde alabilirler.
-Havuzlar iyi temizlenmeli
Ozonla temizlemek en fazladır. Aşırı klorluysa yine spor yerine kansere hazırlık yapıyorsunuz…
-Bütün beyazlatıcılardan kaçınılmalı

Çocuklarımızın kullandığı o pırıl pırıl bembeyaz defterler klorla temizleniyorlar. Bunlarla temizlenmemiş defter kullansınlar. Kullandıkları boyalarda da kanserojen etkisi vardır.
KANSER DALGA DALGA GELİYOR
Prof. Dr. Erkan Topuz’un verdiği şu çarpıcı bilgi, kanserin boyutlarını açıkça ortaya koydu: “Kanser dalga dalga geliyor. 2020 yılında 20 milyon insan kansere yakalanacak. Ama eğer bunları yaparsak belki bunu 15 milyona indirebiliriz. O yüzden gözümüzü açalım. Bu iş çocukluktan başlıyor. Çocuklarımıza bu terbiyeyi vermek zorundayız. Ailedeki çocuk annesini taklit eder. Anne ne yiyorsa çocuk da onu yer.” Topuz, yaptığı açıklamalar nedeniyle bir takım sektörleri zor duruma soktuğu eleştirileri için ise, “Benim için insan sağlığı birinci plandadır. Ekonomi ikinci plandadır. Bir insanın kanser olması durumunda devlete ve millete verdiği zarar milyarlarca dolardır. O yüzden dikkatli olduğunuz takdirde ekonomiye de katkınız olur. Aslında ben bunları anlatarak Türkiye’nin ekonomisini de kurtarıyorum farkında değiller” diye konuştu.


Kaynak: http://bultensaglik.com/dikkat-goz-gore-gore-kanser-oluyoruz/

Bir şiddet unsuru olarak P.enıs




Bir şiddet unsuru olarak P.enıs
Hâlâ tecavüzü, bir kadın sorunu olarak görüyorsanız bu yazıyı okumayın, sadece şiddet ya da cinsel bir suç olarak görüyorsanız ise eril sistem sizi eline geçirmiş demektir.
Siz tecavüz etmenin ön provası olan havaya küfürler savurmayı; sevincinizde de, üzüntünüzde de gösteriyorsunuz. Dilinize doladığınız cinsel organımızla tehdit etmeyi şaka mı sanıyorsunuz? Her gün bu tehditle yaşayan kadınların her an bunun gerçekleşeceği ortamlarda bulunmalarını; sokakta, evde, okulda sadece kadın

olmasından dolayı korku yaşamasını ne kadar anlayabiliyorsunuz? Hiçbir tecavüzcü tek başına suçlu değil, küfürlerinizle büyüttüğünüz, erk düşüncelerinizle beslediğiniz erkeklere dönüp bir bakın şimdi! Aa göremiyorsunuz… O zaman toplumdaki kadınların kız çocukların durumlarına gözünüzü iyice açarak tekrar bakın, derim.
Toplumda p*nisin bir güç imgesi olarak algılanması, ataerkilleşmenin başlangıcına kadar götürülebilir. Kadının cezalandırılabilme yöntemlerinden biri olarak (tecavüz) erkeğin p*nisini devreye sokması, yeni toplumsal örüntülerle çağlar boyu sarmal halinde, biz kadınları, kendi kıskacına alarak tecavüz kültürüne kadar getirmiştir. Bir tehdit olarak algılanan p*nis, pek çok kötülüğün de faili haline gelmiştir.
Bir insan bir canlıya neden tecavüz eder?

Monique Plaza’ya göre tecavüz (sosyal), bir erkeğin (sosyal) bir kadın üzerinde tahakküm kuran bir davranışıdır. Tecavüz, sosyal cinsiyetlendirme eylemi olarak gerçekleşmek için salt bir p*nis ve bir vajinaya ihtiyaç göstermez. Bir şişenin anüse sokulması durumunda tecavüz genital içerikli olmamasına rağmen, sosyal olarak cinsiyetlendirilmiş biçimde kadın ve erkeği simgesel olarak içermekle cinseldir. Bu durumda erkek tarafından tecavüze uğrayan mağdur erkek, o anda bir “sosyal kadın”dır. Tecavüz, eril ve dişil cinselliklerin normal olarak saldırgan ve girişken, kırılgan ve kendini koruması gereken şeklinde kurulduğu bir içerikle cinsiyetlendirme, tecavüzün toplumsal bağlamını oluşturmaktadır.
Tecavüzün toplumsal bağlamı oluşturulduğunda tecavüz hiçbir kadının deneyimlerine yabancı değildir. Bu nedenle tecavüzü yaşamamış kadınlar dahi kendilerini bu konum altında görmekte, kendi bedenleriyle bu cinsellik algısı üzerinden ilişkilenebilmektedirler. Örneğin; 1985 ve 1986 yılları arasında Endonezya Borneo’nun Gerai bölgesinde yaşayan Dayak Topluluğu hakkında antropolojik bir araştırma yürüten Helliwell, yerli bir kadının evine giren erkeğin ona cinsel olarak zarar verebileceğini söylediğinde, kadın onun sadece bir p*nis olduğunu ve bir p*nisin bir insana nasıl zarar verebileceğini sormuştur. Dayak Toplumu, p*nisin zarar verebilecek iktidarlı bir uzuv olarak algılanmadığı bir toplumsallık örneğidir. Bu toplumda toplumsal cinsiyet, genital organlara bağlı olarak değil, belli işleri yapabilme kapasitelerine bağlı olarak inşa edilmiştir.


Hepimizin bildiği erk düşüncenin kendini haklı çıkarma yollarını; Alberto Godenzi cinsel şiddet üzerine yaptığı araştırmada tecavüz mitlerini beş kategoriye ayırmaktadır. Bu mitlerden birincisi, cinsel şiddeti tahrik eden kadınlardır. Bu önyargıya göre, kadınlar belirli saatten sonra dışarı çıkamaz, o saatte çıktıysa dahi tek başına herhangi bir kamusal alanda bulunamaz. Hele ki, bir erkeğin içki – kahve davetini kabul edip tecavüze uğradıysa bu sonucu zaten tahmin etmesi gerekiyordu, algısıdır.

İkincisi, hiçbir kadına rızası dışında tecavüz edilemez. Tam olarak kadın direnseydi, bağırsaydı, tecavüze uğramazdı, mantığının karşılığıdır.
“Mazoşistçe bir düşüncedir”
Üçüncüsü, kadınlar gizli gizli tecavüze uğramak istiyor. Cinsel şiddete maruz kalmış kadının bundan hoşlanacağını düşünmek mazoşistçe bir düşüncedir.


Dördüncüsü, tecavüz, iç güdümsel bir cürümdür. Adam kadının “davetkâr” davranışlarıyla o denli tahrik olmuştur ki artık elinden başka bir şey gelmez. Cinsel içgüdü karşı konulamaz bir şeydir. Biyolojik bir zorunluluk olarak erkeklerin s*ks ihtiyaçlarını herhangi bir canlıya isteğine bağlı olmaksızın saldırması siz ikiyüzlü erklerin kendinizi savunma yöntemlerin başka bir şey değildir.

Beşincisi, saldırgan bir yabancıdır algısıdır. Saldırganlar sadece yabancı kişiler olsaydı, aile içi tecavüz olgusundan bahsedemezdik.


Bu mitler erkek egemen sistemin erkleri koruyan hukukta ve toplumsal düzlemde tecavüzcüyü haklı çıkarmak için kullanılan yargılardır. Cinsel saldırıyı meşrulaştırma yöntemiyle kadını tecavüz ederek mağdur eden sistem, ikinci kez suç ortağı hatta suçlu olarak göstererek cezalandırmaktadır.

“Korku, kurdu olduğundan büyük gösterir”

Korku, ad koyma ve koyulan adları sorgulama hakkınızı elinizden alır. Ben ve başkası arasındaki mesafeleri ortadan kaldırır ve şiddetin ahmakça bir inkârı olan katılımı meydana getirir. Biz kadınlar evet korkuyoruz, her an taciz edilmekten her an tecavüze uğramaktan, toplumsal normlarınıza uymadığımız için “eril cezalandırma” şekillerinizden korkuyoruz. Aynı toplumsal düzlemde mağdurluğumuza bir de sizin kurallarınız ekleneceği için korkuyoruz; devlet, hukuk, aile hepsinde var olduğunuz ve düzeni sürdürdüğünüz için korkuyoruz. Bu sistemin kişiyi toplumsallaştırması öylesine kusursuz ki, değer yargıları öylesine dört başı mamurdur ve bu sistem insan toplumları içinde öylesine uzun ve evrensel biçimde süregelmiş ki, kaba kuvvete dayanmıyormuş gibi görünen şiddet şeklinizden korkuyoruz. Kullandığınız dilin, baskıcı ahlak anlayışının, korkutup sindirmelerin sessiz ve derinden işleyen, ağır ama etkili çalışan bir parçası olarak nasıl kullandığınızı bildiğimiz için korkuyoruz. Ama günümüzü ters-düz etmeye ne kadar yakın bir çağ, biz bu korkuları yıllarca içimizde taşıdık artık neden korkmayacağımızı çok iyi biliyoruz.

Son olarak, tecavüz, şiddete dayalı cinsellik değil, cinsellik görünümlü şiddettir. Biz kadınlar için bedensel kadın duruşunun p*nisin tehlike olarak kodlanması temelinde tecavüz, yüze atılan yumruktan çok farklıdır. Tecavüz, erkeklerin kadınların bedenleri üzerinde kurdukları kontrol mekanizmasının cezalandırma yöntemlerinin önemli bir parçasıdır. Bu şiddet biçimini kullananların kendi bencil amaçları için kadın bedenine, aklına, ruhuna el koyma tahakküm alma istekleridir.

“Tecavüzcüler korunuyor”
Tecavüze uğrayan kişinin bunu dile getirme süreci toplumsal olarak dört tarafı kuşatılmış mağduriyet ve suçlanmayı içerirken, tecavüz bir dava konusu haline gelebildiğinde ise; bir yanımızda “Neden bağırmadın?”, “Üzerinde ne vardı?” ,“Hayır dedin mi peki?” diye soran savcılar, bir taraftan tecavüzcü erkeği savunan avukatlar, kadını yaralayan, sorgulayan, yaşadığı saldırı ve travmayı yeniden üreten bir arenaya dönüştürüldüğü üstelik bu durumu yeniden üreterek aynı olayı defalarca kadına yaşatıldığı bir ortam haline gelmiştir.

Bu zorluklara bir de kadına “ispat”, “rızasının olup olmadığı” yükü eklenirken “suçlunun savunulma hakkı” adı altında tecavüzcüler korunuyor ve kadınlar hukuk sistemi tarafından bir kez daha cinsiyetçiliğe maruz bırakılıyor. Çözüm, hiçbir zaman tek celsede açıklığa kavuşmayan, her zaman yeniden görülmesi gereken bir dava şekline dönüşmüştür.


Diğer taraftan patriyarkal, heteros*ksist, erkek egemen sistemin, kadını bu suçun öznesi haline getirdiğini ve tecavüz suçuna ortak olduğunu görüyoruz. Kadının oturuşu, kalkışı, kıyafeti, duruşu, susuşu bu suça neden olarak görülüyor. Oysa biliyoruz ki tecavüz bir erkeklik suçu ve eylemidir. Bu kültür “erkekliğinizi” beslemeye devam ettikçe, ister tüm tecavüzcüleri ortak idam edin, ister hepsini hadım edin, ister hepsini müebbet hapse atın, ister suçluyu suçlaya kırdırarak “vicdanınızı” rahatlatın, yeni tecavüzcüler doğurmaya, bizlere tecavüz etmeye ve katletmeye devam edecektir. Ağzındaki küfrü bırakmadan, tecavüz kültürüyle yüzleşmeden, kendinize ayna tutmadan, tecavüzü ortadan kaldıramazsınız. Bu suç bizim değil, biliyoruz. Utancı ise, hiçbir zaman bize ait olmamalı.
Kaynak:

Özdemir, O. “ Bir Cinsiyetlendirme Pratiği Olarak Tecavüz”, Kasım 2014, Cins Arı, Ankara.
Godenzi, A. “Cinsel Şiddet”, Haziran 1992, s. 19-29 Ayrıntı Yay. İstanbul.
Başlık görseli: Panmela Castro, Wide Walls

Sabiha Gökçen ve Atatürk havalimanlarında sır olay! Boş valizle gittiler, milyon dolarlarla döndüler!




Sabiha Gökçen ve Atatürk havalimanlarında sır olay! Boş valizle gittiler, milyon dolarlarla döndüler! 
Sır 21.5 milyon dolar!

İstanbul’un 2 havalimanında aynı gün yakalanan para valizlerine el konuldu. 13 Aralık günü İstanbul’dan Diyarbakır’a boş valizlerle gidip aynı valizlerde 15 milyon dolarla döndükleri belirlenen 2 kişi, Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alındı. Aynı gün Kırgızistan’dan Sabiha Gökçen’e gelen 2 kişinin valizlerinde de 6.5 milyon dolar çıktı. Paraların terör örgütleriyle ilgisi olup olmadığı araştırılıyor.

İstanbul’un iki büyük havalimanında aynı gün yapılan kontrollerde valizler içerisinde bulunan toplam 21.5 milyon dolara savcılık talimatıyla el konuldu. İki ayrı olayda 6 kişi gözaltına alınırken İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından soruşturma başlatıldı.
Habertürk’ten Serdar Kulaksız’ın haberine göre; 13 Aralık’ta Atatürk Havalimanı’nda Diyarbakır’a boş valizlerle giden ve daha sonra dolu valizlerle gelen 2 kişi tespit edildi. Her birinde iki valiz ve bir sırt çantası bulunan kişilere görevliler tarafından bagajları sorulduğunda para olduğunu, Irak’tan getirdiklerini ve gümrük beyanlarının olduğunu söylediler.

Irak’a ihracat parası

İki şüpheli, Habur Gümrük Müdürlüğü’ne yapılmış toplam 5 milyon 300 bin dolarlık beyan formlarını gösterdi. Irak’a yapılan ihracat paralarını getirdiklerini söyleyen 2 kişi, 2 milyon 800 bin dolarlık beyan formunu evde unuttuklarını, toplamda 8 milyon 100 bin dolar para getirdiklerini beyan etti.

Ancak sayımda valizlerden 14 milyon 900 bin dolar ve yaklaşık 50 bin İngiliz Sterlini çıktı. Olay savcılığa bildirildi, beyan edilen parayla valizlerden çıkan para arasında büyük fark bulunması ve şirketin sermayesinin son derece düşük olması da dikkate alınınca 2 kişi gözaltına alındı. Nöbetçi sulh ceza hâkimliği paralara el konmasına karar verdi.

Aynı gün Sabiha Gökçen

Aynı gün Sabiha Gökçen Havalimanı’nda da Kırgızistan’dan gelen 2 kişinin valizlerinde para olduğu tespit edildi. Çantalarında yüklü miktarda para olduğunu beyan eden kişiler de tekstil ticareti yaptıklarını, paraları da genelde bavulla sevk ettiklerini söyledi. 2 kişi gümrük nakit beyanlarının bulunduğunu belirtti. Para miktarının yüksek olması nedeniyle savcılık talimatıyla 3 kişi gözaltına alındı ve yaklaşık 6 milyon 500 bin dolara da nöbetçi hâkimlik kararıyla el konuldu. Her iki olayla ilgili soruşturma başlatan savcılığın incelemesi sürerken paraların terör örgütleriyle bağlantılı olup olmadığı da araştırılıyor.

sozcu.com.tr

Kamboçya’da küçük kızlar için hazırlanan “aşk kulübeleri”




Kamboçya’da küçük kızlar için hazırlanan “aşk kulübeleri”
Eğer hazırsanız sizleri ilginç bir yolculuğa çıkaralım. Şimdi koltuklarınızı dik konuma getirin ve iyice yerleşin. Çünkü birazdan anlatılacakların sizi fazlasıyla şaşırtacağını ve hassas bünyeleri bir takım konuları tekrar düşünmeye sevk edeceğini düşünüyoruz.


Yer: Bir Güneydoğu Asya ülkesi olan Kamboçya’nın Ratanakiri bölgesi. Bu bölgede son derece ilkel şartlarda, dünyadan soyutlanmış bir şekilde ormanda, doğayla iç içe yaşayan bir halk var; Kreung’lar. Dışarıdan bakıldığında son derece mütevazı bir yaşam süren, tarlasını ekip, hayvanlarıyla ilgilenen, kendi kendine yetmesini bilen hatta birçoğumuzu imrendirecek şekilde sakin ve doğayla iç içe bir hayat yaşıyorlar. Ancak bu halk geçmişten beri öyle bir gelenek sürdürüyor ki, şu an en modern ve ılımlı toplumlar bu geleneği fazlasıyla uç kabul edebilir.


Kreung halkının gelenekleri gereği köylerinin etrafında küçük kulübeler var ve bu kulübeler geceleri küçük kızların erkekleri kabul edip s*ks hakkında tecrübe edinmeleri için inşa edilmiş. Bunlara “aşk kulübeleri” deniyor ve geleneğe göre bu kulübeleri kızların babaları yapıyor. Evet yanlış okumadınız, bizzat kızların babaları kendi elleriyle yapıyorlar bu kulübeleri. Bu ritüelin kızlarının geleceği ve kendi rahatları için gerekli olduğunu düşünüyorlar.
İşte bu kızlardan biri olan Nang Chan, “Birçok erkek arkadaşım oldu, sayısını hatırlamıyorum. Kızlar evlenene kadar bir sürü erkekle beraber olabilir. Kulüben olması iyi bir şeydir çünkü erkeklerle zaman geçirebilirsin. Erkeğin ne kadar iyi veya kötü olduğunu anlamak için fırsatın olur. Erkek kötüyse ‘hayır seni istemiyorum’ diyebilirsin.” diyor.

13 yaşından beri kendi kulübesi olan Nang Wan ise ailesinden bir kulübe yapmalarını kendisi istemiş. Fazla ses çıkararak onları rahatsız etmemek adına büyük evlerde ailesiyle beraber kalmamayı tercih etmiş.

Ergenlik çağına henüz adım atmış olan bu kızlar ve onları destekleyen aileleri hallerinden memnun görünse de, bu geleneğin özellikle ataerkil toplumlar için bir hayli rahatsızlık verici olduğu kesin. Bütün bunların yanında cinsel yolla bulaşan hastalıkları ve istenmeyen hamilelikleri de unutmamak gerek.

kaynak: http://www.dailymail.co.uk

Bilet aldınız mı? Bu geceye dikkat! Hatta siz gece olmadan Ataklı’nın bu yazısını bir okuyun, sonra dalın hayallere… Bakalım Milli Piyango’daki FETÖ temizlendi mi?




Bilet aldınız mı? 
Bu geceye dikkat! 
Hatta siz gece olmadan Ataklı’nın bu yazısını bir okuyun, sonra dalın hayallere…
Bakalım Milli Piyango’daki FETÖ temizlendi mi?

Bugün yılın son günü. Yarın yeni bir yılın ilk ışıklarına “merhaba” diyeceğiz.
Herkes kendi anlayışına göre yeni yılı karşılayacak elbette ama milyonlarca kişinin gözü kulağı Milli Piyango çekilişinde.
Dile kolay bu yılın büyük ikramiyesi tam 60 milyon lira.
Bakalım bu yıl büyük ikramiye hangi bilete çıkacak?
Geçen yılın ikinci gününde bu köşede “Büyük ikramiye hep mi dörtte bir bilete çıkar?” başlığı ile sormuştum. Çünkü Milli Piyango yılbaşı çekilişinde tam 10 yıldır büyük ikramiye hep çeyrek bilete çıkıyordu.
Çıkar çıkmasına elbette ama 10 yıl hep çeyrek bilete çıkması olasılık hesaplarını altüst ediyor.
Büyük ikramiyenin tam, yarım ya da çeyrek bilete çıkma olasılığı eşit. Her üç kategorinin de yüzde 33.333 şansı var.
10 yıl boyunca hep aynı kategorideki bilete çıkması teknik olarak mümkün olsa da çok garip bir rastlantı.

Geçen yıl yazımın sonunda “bunun kuşkulu olduğunu” ve Milli Piyango çekilişlerinde “bir numara dönmüş olabileceğini” belirtmiştim.
Ayrıca o dönemde CHP milletvekili Atilla Kart’ın Milli Piyango çekilişlerinde usulsüzlük yapıldığına dair iddiaları vardı. Ancak hiçbir sonuç alınamıyordu.
Tabii bir yıl önce cemaatin buraya sızmış olabileceği aklımıza gelse bile “Bunlar yapıyordur” demek akla ve mantığa uygun gelmiyordu.
Ama şimdi aklıma “Yıllar boyu Milli Piyango’da da egemenliği ele geçirmiş olan FETÖ ikramiyeleri istediklerine çıkarabiliyordu” şüphesi düşmüyor değil.
Acaba Milli Piyango idaresinde FETÖ operasyonu yapıldı mı? Bu gece yapılacak çekilişe güvenebilir miyiz?
Bir kere büyük ikramiye hangi bilete çıkarsa çıksın mutlaka bu konu mutlaka araştırılmalıdır.
DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER
Anayasaya “hayır” diyen herkese terörist damgası vuracaklar

Meclis Anayasa Komisyonu AKP ve MHP’lilerin ortaklığı sayesinde Erdoğan’ı “tek adam” yapacak anayasa değişikliği teklifini kabul etti ve teklifi Genel Kurul’a gönderdi.
Yeni yılın ilk günlerinden itibaren “tek kişilik rejim” anayasası Meclis’te tartışılmaya başlanacak.

Eğer AKP ve MHP milletvekilleri halkın “kendi iradesini bir kişiye devretmesi” anayasasına 330 desteği bulurlarsa referanduma gidilecek.
Hafta içinde iki “güvenilir” kamuoyu araştırma şirketi referandum anketi sonuçlarını yayınladı. İkisinde de çok az farkla da olsa “hayır” oyları önde.
Ancak ikinci araştırma şirketi anket sırasında “hayır” diyenlere “CHP ve HDP ortak hayır kampanyası yaparsa oyunuzu değiştirir misiniz?” sorusunu da sormuş. Bu soru üzerine önemli bir kesim “değiştiririm” yanıtını vermiş. Bu durumda “evet” oyları hayli öne geçiyor.
İşte bana göre referandumun en “hassas” noktası bu. Araştırma şirketi “ortak hareket” diye sormuş ama eğer referandum aşamasına gelinirse CHP ve HDP hiçbir anlaşma yapmadan “hayır” oyu vereceklerini açıkladıkları anda iktidar bunu “CHP-HDP ortaklığı” olarak sunacak ve hatta daha da ileri gidip HDP’yi kastederek “teröristlerin hayır dediğine uyacak mısınız?” kampanyası başlatarak CHP’yi de açmaza almaya çalışacaktır.
Eğer olacaksa bu referandumun hiç de adil koşullarda olmayacağını söylemek yanlış olmaz.
YSK’da ciddi FETÖ tasfiyesi yapılmış, peki seçimlerde hile oldu mu?


BUNU YAZMAK GEREK
2007 seçimlerinden bu yana seçimlerde “hile yapıldığı” dedikoduları toplumun zihnini hep oyaladı. Seçimlerde nasıl hile yapılmış olabileceğine yönelik bir dolu tahmin de halk arasında dolaştı durdu.
Yaygın inanış hilenin sandıklarda değil oyların toplandığı ve “birleştirme tutanaklarının” hazırlandığı seçim kurullarında olduğu yönünde yoğunlaştı hep.
15 Temmuz dinci faşist darbe kalkışmasından sonra çıkarılan olağanüstü hal nedeniyle devlete sızdığı saptanan 10 binlerce kişi ya tutuklanmış, ya haklarında dava açılmış ya da işlerinden atılmıştı.
Pek çok kamu kurumunda da art arda FETÖ operasyonları yapılıyordu.
Bu sırada yazdığım yazıda “Birçok kurumda operasyon yapıldığını öğrendik ama Yüksek Seçim Kurulu’ndan hiç ses çıkmıyor, buraya FETÖ hiç sızmamış mı?” diye sormuştum.
Kimse cevap vermedi. Ancak bu sırada eski CHP milletvekili Umut Oran “Bilgi edinme kanunu” çerçevesinde “Yüksek Seçim Kurulu’nda FETÖ nedeniyle işlem yapılan kişi var mı?” diye sormuş.
Oran dün kendisine verilen cevabı açıkladı. Buna göre YSK’daki 3 üye, 11 il başkanı, 59 seçim kurulu üyesi, 210 seçim kurulu başkanı hakim ile 15 zabıt katibi FETÖ üyesi oldukları gerekçesiyle tutuklanmış.

Oran’ın “Bu kişiler seçim sırasında hangi işlemleri yaptılar hangi yetkilere sahiptiler?” sorusuna ise cevap verilmemiş.
Tablo bu ve çok vahim. Seçimin güvenli yapılması için görevli bu kadar kişi terörist oldukları için tutuklanıyorsa seçimlerde hile yapılmış olma olasılığı çok yükseliyor.
YSK’dan bu kadar FETÖ’cü çıkıyorsa seçim sonuçlarının tekrar değerlendirilmesini istemek hepimizin hakkıdır.
KOMİK
“Direnen” kardan adam” polislerin hışmına uğradı

Ankara’da HDP Genel Merkezi’ndeki çalışanlar yoğun kar yağışından sonra binanın önünde bir kardan adam yapmışlar. Kardan adama iki de kol eklemişler. İkisi de yukarı doğru. Biri sıkılı yumruk gibi görünüyor. Diğeri ise iki parmakla zafer işareti yapıyor.
Genel Merkez önündeki polisler önce bu kardan adamın fotoğrafını çekmişler telefonla. Sonra muhtemelen amirlerine göndermişler. Onlardan da “yıkın” emri gelmiş.
Polisler de “direnen” kardan adamı yıkmışlar.
İyi ki gözaltına almaya kalkmamışlar. Düşünsenize polisler kardan adamı merkeze götürüyorlar “Amirim bu adam direniyordu” diyeceklerken bir de bakmışlar ki kardan adam erimiş.
Vallahi çok komik ülke olduk.

Can Ataklı

Bilet aldınız mı? Bu geceye dikkat! Hatta siz gece olmadan Ataklı’nın bu yazısını bir okuyun, sonra dalın hayallere…




Bilet aldınız mı? 
Bu geceye dikkat! 

Hatta siz gece olmadan Ataklı’nın bu yazısını bir okuyun, sonra dalın hayallere…

Bakalım Milli Piyango’daki FETÖ temizlendi mi?

Bugün yılın son günü. Yarın yeni bir yılın ilk ışıklarına “merhaba” diyeceğiz.
Herkes kendi anlayışına göre yeni yılı karşılayacak elbette ama milyonlarca kişinin gözü kulağı Milli Piyango çekilişinde.
Dile kolay bu yılın büyük ikramiyesi tam 60 milyon lira.
Bakalım bu yıl büyük ikramiye hangi bilete çıkacak?
Geçen yılın ikinci gününde bu köşede “Büyük ikramiye hep mi dörtte bir bilete çıkar?” başlığı ile sormuştum. Çünkü Milli Piyango yılbaşı çekilişinde tam 10 yıldır büyük ikramiye hep çeyrek bilete çıkıyordu.
Çıkar çıkmasına elbette ama 10 yıl hep çeyrek bilete çıkması olasılık hesaplarını altüst ediyor.
Büyük ikramiyenin tam, yarım ya da çeyrek bilete çıkma olasılığı eşit. Her üç kategorinin de yüzde 33.333 şansı var.
10 yıl boyunca hep aynı kategorideki bilete çıkması teknik olarak mümkün olsa da çok garip bir rastlantı.

Geçen yıl yazımın sonunda “bunun kuşkulu olduğunu” ve Milli Piyango çekilişlerinde “bir numara dönmüş olabileceğini” belirtmiştim.
Ayrıca o dönemde CHP milletvekili Atilla Kart’ın Milli Piyango çekilişlerinde usulsüzlük yapıldığına dair iddiaları vardı. Ancak hiçbir sonuç alınamıyordu.
Tabii bir yıl önce cemaatin buraya sızmış olabileceği aklımıza gelse bile “Bunlar yapıyordur” demek akla ve mantığa uygun gelmiyordu.
Ama şimdi aklıma “Yıllar boyu Milli Piyango’da da egemenliği ele geçirmiş olan FETÖ ikramiyeleri istediklerine çıkarabiliyordu” şüphesi düşmüyor değil.
Acaba Milli Piyango idaresinde FETÖ operasyonu yapıldı mı? Bu gece yapılacak çekilişe güvenebilir miyiz?
Bir kere büyük ikramiye hangi bilete çıkarsa çıksın mutlaka bu konu mutlaka araştırılmalıdır.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Anayasaya “hayır” diyen herkese terörist damgası vuracaklar
Meclis Anayasa Komisyonu AKP ve MHP’lilerin ortaklığı sayesinde Erdoğan’ı “tek adam” yapacak anayasa değişikliği teklifini kabul etti ve teklifi Genel Kurul’a gönderdi.
Yeni yılın ilk günlerinden itibaren “tek kişilik rejim” anayasası Meclis’te tartışılmaya başlanacak.

Eğer AKP ve MHP milletvekilleri halkın “kendi iradesini bir kişiye devretmesi” anayasasına 330 desteği bulurlarsa referanduma gidilecek.
Hafta içinde iki “güvenilir” kamuoyu araştırma şirketi referandum anketi sonuçlarını yayınladı. İkisinde de çok az farkla da olsa “hayır” oyları önde.
Ancak ikinci araştırma şirketi anket sırasında “hayır” diyenlere “CHP ve HDP ortak hayır kampanyası yaparsa oyunuzu değiştirir misiniz?” sorusunu da sormuş. Bu soru üzerine önemli bir kesim “değiştiririm” yanıtını vermiş. Bu durumda “evet” oyları hayli öne geçiyor.
İşte bana göre referandumun en “hassas” noktası bu. Araştırma şirketi “ortak hareket” diye sormuş ama eğer referandum aşamasına gelinirse CHP ve HDP hiçbir anlaşma yapmadan “hayır” oyu vereceklerini açıkladıkları anda iktidar bunu “CHP-HDP ortaklığı” olarak sunacak ve hatta daha da ileri gidip HDP’yi kastederek “teröristlerin hayır dediğine uyacak mısınız?” kampanyası başlatarak CHP’yi de açmaza almaya çalışacaktır.
Eğer olacaksa bu referandumun hiç de adil koşullarda olmayacağını söylemek yanlış olmaz.
YSK’da ciddi FETÖ tasfiyesi yapılmış, peki seçimlerde hile oldu mu?


BUNU YAZMAK GEREK
2007 seçimlerinden bu yana seçimlerde “hile yapıldığı” dedikoduları toplumun zihnini hep oyaladı. Seçimlerde nasıl hile yapılmış olabileceğine yönelik bir dolu tahmin de halk arasında dolaştı durdu.
Yaygın inanış hilenin sandıklarda değil oyların toplandığı ve “birleştirme tutanaklarının” hazırlandığı seçim kurullarında olduğu yönünde yoğunlaştı hep.
15 Temmuz dinci faşist darbe kalkışmasından sonra çıkarılan olağanüstü hal nedeniyle devlete sızdığı saptanan 10 binlerce kişi ya tutuklanmış, ya haklarında dava açılmış ya da işlerinden atılmıştı.
Pek çok kamu kurumunda da art arda FETÖ operasyonları yapılıyordu.
Bu sırada yazdığım yazıda “Birçok kurumda operasyon yapıldığını öğrendik ama Yüksek Seçim Kurulu’ndan hiç ses çıkmıyor, buraya FETÖ hiç sızmamış mı?” diye sormuştum.
Kimse cevap vermedi. Ancak bu sırada eski CHP milletvekili Umut Oran “Bilgi edinme kanunu” çerçevesinde “Yüksek Seçim Kurulu’nda FETÖ nedeniyle işlem yapılan kişi var mı?” diye sormuş.
Oran dün kendisine verilen cevabı açıkladı. Buna göre YSK’daki 3 üye, 11 il başkanı, 59 seçim kurulu üyesi, 210 seçim kurulu başkanı hakim ile 15 zabıt katibi FETÖ üyesi oldukları gerekçesiyle tutuklanmış.

Oran’ın “Bu kişiler seçim sırasında hangi işlemleri yaptılar hangi yetkilere sahiptiler?” sorusuna ise cevap verilmemiş.
Tablo bu ve çok vahim. Seçimin güvenli yapılması için görevli bu kadar kişi terörist oldukları için tutuklanıyorsa seçimlerde hile yapılmış olma olasılığı çok yükseliyor.
YSK’dan bu kadar FETÖ’cü çıkıyorsa seçim sonuçlarının tekrar değerlendirilmesini istemek hepimizin hakkıdır.

KOMİK

“Direnen” kardan adam” polislerin hışmına uğradı
Ankara’da HDP Genel Merkezi’ndeki çalışanlar yoğun kar yağışından sonra binanın önünde bir kardan adam yapmışlar. Kardan adama iki de kol eklemişler. İkisi de yukarı doğru. Biri sıkılı yumruk gibi görünüyor. Diğeri ise iki parmakla zafer işareti yapıyor.
Genel Merkez önündeki polisler önce bu kardan adamın fotoğrafını çekmişler telefonla. Sonra muhtemelen amirlerine göndermişler. Onlardan da “yıkın” emri gelmiş.
Polisler de “direnen” kardan adamı yıkmışlar.
İyi ki gözaltına almaya kalkmamışlar. Düşünsenize polisler kardan adamı merkeze götürüyorlar “Amirim bu adam direniyordu” diyeceklerken bir de bakmışlar ki kardan adam erimiş.
Vallahi çok komik ülke olduk.

Can Ataklı